Şile Hacıllı Doğa Yürüyüşü ve Kampı

Sile-Hacilli-Doga-Yuruyusu-Kamp

Bu hafta yine doğaya kaçış haftamızdı. Harika bir ekiple Şile'nin Hacıllı köyünde 2 gün süren çok keyifli bir kamp etkinliği gerçekleştirdik. Bol oksijenli, bol kahkahalı, bol fotoğraflı, bol atraksiyonlu bir hafta sonu oldu. Uzaklar & Derinler grubumuz ile birlikte şelalelerde yüzdük, mağaralar keşfettik, doğa yürüyüşleri yaptık... Haydi o zaman başlayalım maceraya...
***

BİRİNCİ GÜN

İstanbul'dan sabah saatlerinde hareket edip Şile'ye doğru yola koyulduk. Kamp yapacağımız Hacıllı Köyü'nde kasap bulunmadığından, alkol satılmadığından ve sigara satışı çok sınırlı şekilde olduğundan dolayı kamp alışverişimizi Şile'de yaptık. Alışverişimizin ardından yaklaşık 1 saatlik bir yolculuktan sonra Hacılı Köyü'ne ulaştık.

İlk olarak köy hakkında biraz bilgi verelim. Bu köy Şile ile Ağva arasında bulunuyor ve geçimini genellikle odun kömürü üretiminden sağlıyor. Köye bizim gibi kamp yapmak için gelenler sayesinde de kısmi olarak turizme açılmış durumda. Hacıllı Köyü'nün diğer bir geçim kaynağı ise Mangal kömürü üreten bir köy olması. Köyün bahçelerinde aşağıdaki fotoğraftaki gibi dizilen küçük odunlar yakılarak mangal kömürlerini hazırlayıp satılıyor.


Öncelikle çadırlarımızı kuracağımız kamp alanına gidip Koca Deresi'nin kenarında hazırlıklarımızı yapıyoruz.


Dere kenarındaki birçok bölge çadır alanı olarak kullanılıyor. Fakat "çadır alanı" dediğime bakmayın belediye ya da özel bir işletme tarafından işletilmiyor. Buraya herkes istediği gibi gelip çadırını kurabiliyor. Bu yüzden çadır kurulumu ücretsiz ve tuvalet, duş, elektrik, su gibi hizmetler sunulmuyor. Tamamen doğal bir ortam mevcut.

Köyün yerlilerinin de buradaki kamp aktivitelerinden çok memnun olduğu söylenemez. Çünkü buraya gelen günübirlik piknikçilerin ve kampçıların çöpleri bu bölgeyi oldukça fazla kirletiyor. İlk bakışta insanların duyarsızlığı konusunda kızsak da çevrede yeterince çöp kutusu bulundurulmadığı gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Yani köyün ve belediyenin de bu konuda büyük eksikleri var.

Çadırlar kuruldu, keyifler yerinde, sıra geldi çadırlarımızın başında bir "Hacıllı Hatırası" fotoğrafı çekilmeye...

Hacilli-Kampi

Çadırlarımızı kurarken bir hayli acıkıyoruz. Tekrar köye çıkıp sabah kahvaltımızı yapıyoruz. Güzel köy kahvaltısı, gözlemeler, köy ayranı ve çay eşliğinde harika bir kahvaltıyla artık bugünkü aktivitemize hazırız.


Kahvaltımızın ardından yüksek bir enerjiyle başlıyoruz doğa yürüyüşümüze. Bu grubun ne kadar enerjik olduğu daha ilk dakikalardan fazlasıyla belli... :)


Hacilli-Doga-Yuruyusu

Yürüyüş parkurumuzun ilk kısmında Hacıllı Köyü'nden asfalt yoldan kamp alanımıza doğru iniyoruz.


Tabi asfalt yolda yürümeyi pek sevmeyen bir grup olduğumuz için derhal dalıyoruz yeşilliklere doğru.


Burada grubumuzun lideri Emin Mete Siverek bize gezi programımız hakkında bilgiler veriyor.

Emin-Mete-Siverek

Bu yüksek tepeden hemen karşıda Ballı kayalar denilen kayalıkları görüyoruz. Burada dağcılar dağdan iniş eğitimleri yapıyorlarmış. Hatta Emin abi de buradan indiğini anlatıyor bizlere... Buraya Ballı Kayalar denilmesinin sebebi ise arıların kaya diplerindeki kovanlarda yoğun bir şekilde bal yapmalarıymış.


Ayrıca bu tepeden çadırlarımız da çok güzel görünüyorlar... :)


Tepeden yeniden dere kenarına iniyoruz ve Gürlek Şelalesi'ne doğru yürümeye başlıyoruz.


Ağaçların arasından harika bir orman yoluyla şelaleye doğru yürüyoruz. Grubumuzun çiçekleri ve böcekleri hallerinden memnunlar, keyifler yerinde...


Yürüyüşümüze devam ederken bir çeşmede su molası veriyoruz. Uzaktan çeşme sandığımız bu doğal su kaynağının yanına yaklaştığımızda olayın farkına varıyoruz. Bu kaynağı çeşme haline getiren yurdum insanının mucit zekası karşısında bir defa daha saygıyla eğiliyoruz :)


Şelaleye doğru ilerlerken önümüze ufak bir akarsu engelciği çıkıyor. Bu engeli de Mete abinin müthiş motivasyon gazlarıyla "şıııpp" diye geçiyoruz.

Grubumuzun dikenli çiçeği sevgili Nübüş ve altın kızımız sevgili Cano'nun geçiş performansları da bizi gayet etkiliyor :)


Bende burada Mete abinin de yoğun desteği ve motivasyonu ile akrobatik bir geçiş yapıyorum :)


Şelaleye doğru yürüyüşümüz akarsu kenarındaki harika bir yürüyüş parkuru ile devam ediyor. Tabiki bu doğal güzelliklerin içerisinde keyifli bir yürüyüş yaparken kayaların yosunlu kısımlarının oldukça kaygan olduğunu da hatırlatalım.


Bu bölgede dört adet şelale var. Yani Gürlek Şelalesi aslında dört adet şelaleden oluşuyor. Yürüyüşümüzün sonunda ilk şelaleye ulaşıyoruz.


İlk şelalenin yan kısmında ufak bir tırmanış atraksiyonuna girişiyoruz. Buraya konulan ip sayesinde tırmanışımız kolaylaşıyor. Hatta burayı bazı ekip arkadaşlarımız çok mutlu bir şekilde geçiyorlar. Şimdi sizlere bu ufak tırmanışı en mutlu şekilde geçen arkadaşlar ile tanıştırıyorum :)


Evet gördüğünüz gibi ekip arkadaşlarımızdan Ayfer, Abdullah, Nübüş, Bahattin, Serap ve Selim bu tırmanıştan ne kadar zevk aldıkları yüzlerinden okunuyor :)

Burayı en endişeli şekilde geçen ise Metin abi. Malum profesyonel fotoğrafçı olduğundan makinesinin başına bir şey gelmemesi için onu bana vererek önden tırmandırıyor...


Tırmanış sonrasında Gürlek Şelalesi'nin uzun süre mola vereceğimiz kısmına geliyoruz. Burada 2 saat gibi bir süre kalıyoruz. Burası ikinci şelale olarak biliniyor. Şelale önündeki gölette yüzüyoruz, şelalenin altına girip kendimize şok etkisi yaratıyoruz, şelalenin yanındaki ip ile tarzancılık oynuyoruz. Kısacası bir şelale ile ne kadar eğlenilebilirse o kadar eğleniyoruz... :)


Gürlek Şelalesi'nin hemen yan tarafında 8 metre yükseklikte Gürlek Mağarası bulunuyor. Sıra geldi mağara keşif ekibimiz ile bu mağarayı keşfetmeye...

İşte ekibimiz mağara keşifine hazır! :)


İlk olarak 8 metre yukarıda bulunan mağaraya tırmanıyoruz. Bu tırmanış için Mete abi ilk olarak yukarı çıkarak iplerini hazırlıyor. Olayın içine ipler filan girince fena halde gaza geliyoruz :)


Bu tırmanış sonrasında mağara girişine ulaştığımız için çok mutluyuz. Artık her şey hazır. Kafa lambalarımızı yakıp mağaraya giriş yapıyoruz.


Mağaranın içerisinde harika bir serinlik var. Hepimiz "geceyi burada mı geçirsek acaba?" diye iç geçiriyoruz. Bu arada buraya kasklarımız olmadan girdiğimiz için pişman olduk. Çünkü mağara içerisindeki sarkıtlar büyük tehlike arz ediyor. Kafamızı koruyarak ilerlemek zorunda olduğumuz için biraz yavaş hareket ediyoruz.

Ayrıca mağaranın içerisi su dolu. Buraya girmek isteyenler diz kapaklarına kadar ıslanmayı göze alacaklar. İçeride terlikle de gezmeniz tehlikeli. Kaygan kayalarda terlikle zorluk çekebilir, kayabilirsiniz.


Mağara içerisinde ilerledikçe ilginç oluşumlarla ve şekillerle karşılaşıyoruz.


İlerlere doğru yürüdükçe şekiller daha bir değişik hale gelmeye başlıyor :) Tabiat yapmış ve bizde kayıtsız kalamıyoruz. Hatıra fotoğrafları çekilirken çok eğleniyoruz :)


Mağara keşifimizi tamamlamamızın ardından dışarıya çıkıyor ve içeride gördüklerimizi dışarıdaki arkadaşlarımıza ballandıra ballandıra anlatıyoruz :)

Dönüş yoluna geçme zamanımız yaklaşırken Gürlek Şelalelerinin üçüncüsünü ve dördüncüsünü görmediğimiz aklımıza geliyor. Ekibin çoğu yorgun olduğu için bu şelaleleri görmeye Ben, Ozan, Mete abi ve Yücel abiden oluşan dört kişilik ekibimiz ile gidiyoruz. Aslında yaşadığımız atraksiyon yetmedi ve ek heyecanlar arıyoruz da diyebiliriz :)


Fakat bu yolun tahminimizden daha zorlu olduğunu kabul etmek gerekir. Dalların ve dikenlerin arasında kalsak da ufak çizikler vererek 15 dakika sonra şelalelere ulaşıyoruz.


Bu yürüyüş sırasında Ozan ayağını burkuyor ve maalesef "gazi" ünvanı alıyor. Ama merak etmeyin durumu iyi :) Ekibin yanına dönüyoruz ve artık hep birlikte geri dönmenin zamanı geliyor. Çadırlarımıza gitmek için dönüş yoluna geçiyoruz.

***

Kamp alanımıza geldiğimizde akşam için mangal ve kamp ateşimizi yakıyoruz. Güzel bir mangal partisi, güzel muhabbetler sonrasında herkes birer birer çadırlarına dinlenmeye gidiyor. Biz mi? biz yatar mıyız..? Metin abilerin gece astrofotoğraf etkinliğine konuk oluyoruz. 

Şehirden uzak olduğumuz için gökyüzünde yıldızları daha net görebilme ve fotoğraflarını çekebilme imkanı buluyoruz. Gerçekten harika bir görüntü var.


Artık ertesi gün için dinlenme zamanı geldi. Çadırlarımıza giderek güzel bir uyku moduna çekiyoruz.

***

İKİNCİ GÜN

İkinci günümüze Mete abinin "Eveeet günaydın güzel insanlaaar" sesiyle uyanıyoruz. İlk 5 dakika duymamazlıktan gelsek de "Uçak hangarı size de günaydın" dediğinde bizi kasdettiğini farkediyoruz :)

Ek Bilgi : Mete abi benim çadırımı uçak hangarına benzetiyor.

Kısa bir kahvaltı molasının ardından bugünkü doğa yürüyüşümüz için kamp alanımızdan ayrılıyoruz. Gece temiz havada uyumak hepimize iyi gelmiş gibi görünüyor. Grubumuzun enerjisi bugün de doruk noktada.


Bugünkü parkurumuzun ilk kısımları akarsu kenarında devam ediyor. Bazı bölgelerde kenar kısımlar çok fazla daraldığı için zorlansak da bu ekiple her engeli aşarak yolumuza devam ediyoruz.


Yaklaşık 3 kilometre akarsu kenarından yürüdükten sonra dinlenme ve su molası veriyoruz. Fakat gece kampta kaldığımız için çoğumuzun yeterli su stoğu yok. Çevrede su kaynağı da bulamadığımız için sularımızı birbirimizle paylaşıyoruz. İşte ekip ruhu!


Yürüyüşümüz etrafta su kaynağı arayarak devam ederken, sevgili dostumuz Selim en kısa zamanda bir kaynak bulacağımız konusunda aramızda en inançlı olanımız.


Bu arada Selim bu gezi için taaa Ankara'dan gelen bir dostumuz. Daha önce yine Burgazada & Kınalıada gezimize Ankara'dan katılmıştı ve bugün yine birlikteyiz. Uzaklardan aramıza katılan sevgili dostumuza teşekkür ediyoruz.

Bir sonraki dinlenme molamızda Selim'in aramızdan bir an kaybolduğunu farkediyoruz. Tam bu sırada uzaktan gelen Selim'in sesi duyuldu "su bulduuuum" diyordu. Bir an için Selim'in serap gördüğünü düşünsek de Selim gerçekten de su kaynağı bulmuştu... Hemde ne su!


Dağdan gelen buz gibi harika bir suyu köylüler bir boruyla buraya kadar uzatmışlar. Ayrıca su kaynağının yanında bulunan sıvı sabun ve bulaşık süngeri de burada yakın zamanda bir piknik yapıldığının bir işaretçisi.

Biz suyumuza kavuştuk ya gerisi bizi ilgilendirmez :) Buz gibi suda serinleyip sularımızı doldurduktan sonra yürüyüşümüze devam ediyoruz. Artık akarsu kenarında değiliz. Yayladan geçip dağın üst kısımlarına doğru yürüyüşümüze devam ediyoruz.


Dik bir tırmanışın ardından toprak yola çıkarak toprak yolda yürüyüşümüze devam ediyoruz.


Oldukça yorucu bir rampayı tırmandığımız için bir molaya ihtiyacımız var. Keyifli bir mola daha veriyoruz. Yorulduk ama yüzler gülüyor :)


Bu uzun ve dik toprak yolu çıkışımızda en büyük motivasyonumuz Mete abi ve yol kenarında bulduğumuz böğürtlen ağaçları oluyor :)


Bu dik toprak yoldan asfalt yola ulaştığımızda en az su kaynağı bulmuş kadar seviniyoruz. Buradan yaklaşık olarak 200 metre daha yürüyüp İnkese Mağarası'na ulaşacağız. 


Ana yoldan sol tarafa doğru biraz içeri girip mağaraya ulaşıyoruz. İnkese Mağarası'nın herhangi bir tabaleası bulunmuyor. Mevcut tabela ve işaretçiler de muhtemelen köylüler tarafından sökülmüş. Mağaranın çevresinde bulunan çöp yığınları da artık köylülerin buraya gelen insanlardan çok bıktığı için bu davranışları gösterdiklerini düşünüyorum. 

İnkese Mağarası ağaçların arasında bulunuyor ve dışarıdan görebilmeniz mümkün değil. 


Hazırlıklarımızı yapıp hep birlikte mağaraya girmeye başladığımız anda bir sürprizle karşılaşıyoruz. Mağaranın içinde yoğun miktarda çamur bulunuyor. Bunun yanı sıra kayaların üzerindeki yosunlar çok kaygan olduğu için büyük bir tehlike unsuru oluşturuyor. Bu yüzden mağaraya girmekten vazgeçiyoruz ve yukarısında çimenlere oturup çay içip börek yemekle yetiniyoruz.


Serap hanımın ve Çiğdem hanımın yaptığı börekler muhteşem. Mete abi de bize çay ikramı yapıyor. Biz bir gevşiyoruz... :) 

Bu güzel gevşemenin devamında gruptan bazı arkadaşlarımız artık köye dönmek istediklerini söylüyorlar. Dönmek isteyenlerin sayısı çoğalınca bir oylama yapıyoruz ve grubu bu an itibariyle ikiye ayırıyoruz. 

İlk grup asfalt yoldan yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki köye geri dönecek. İkinci grup ise ormana girip aksiyona devam edecek ve Suçıkan Mağarası keşfi yapacak... Ben hangi gruptayım? Tabiki aksiyon grubunda. 

İşte maceraya doymayan altı kişilik aksiyon grubumuzu sizlerle tanıştırayım. Bundan sonraki orman maceramıza bu altı kişi ile devam edeceğiz. Soldan sağa doğru Ben, Selim, Şenol, Hanife, Ebru ve Mete abi.


Şenol ve Ebru aramıza bugün katıldılar. Programımızda doğa yürüyüşü olduğunu bilmedikleri için biraz hazırlıksız yakalandılar. Özellikle ayakkabıları yürüyüş için uygun olmasa bile performansları mükemmeldi. 


Sonunda Suçıkan Mağarası'na ulaştık. Mağaranın dar bir girişi bulunuyor. Bu gririşin hemen yanındaki kısımdan bir su kaynağı geliyor. Zaten mağara da ismini bu su kaynağından alıyor.

Hemen bir arkadaşa bakıp çıkacakmışız gibi sırt çantalarımızı mağaranın dışında bırakıyoruz ve mağaraya giriş yapıyoruz.


Mağaranın uzunluğu yaklaşık olarak 40 metre. Girişinin dar olmasına rağmen içerisi oldukça geniş ve yürümesi gayet kolay. Mağaranın içerisinde harika bir hatıra fotoğrafı da çekilmeyi ihmal etmiyoruz. 


Size bu mağarayı daha iyi yaşatabilmek amacıyla girişten mağaranın dibine kadar bir video çektik. Bu videoda ayrıca Ebru'nun kendine yaptığı doğal kafa lambasını da görebilirsiniz :)



Mağaranın en sonunda bir baca bulunuyor. Bu bacadan keşif için çıkan Şenol üst kısımdan harika bir soğuk hava dalgasının geldiğini söylüyor. Bunun üzerine meraklanarak hep birlikte yukarı dooğru çıkıyoruz. Bacadan yukarı zorlu bir tırmanışın ardından fotoğraf çekildiğini farkeden Ebru'nun suratı saniyelik olarak değişiyor ve anında "zafer pozu" moduna geçiş yapıyor :)


Bu arada bu zorlu çıkışın ikinci bir etabı daha var. Bu kikinci etabın zorluğunu farkettiğimizde grubumuzun kibar ve naif hanımefendisi Hanife hanım içindeki duyguları dışarı çıkararak "*** mu vardı çıktık buraya yaa" diyerek neşemize neşe katıyor :)

Gerçekten de öyle... Güya 5 dakika içinde mağaraya girip çıkacaktık fakat kendimizi merakımız sayesinde yukarılarda bulduk. Acaba gerçekten *** mu vardı buraya çıkacak? :)


Artık geriye dönüş yok. Buraya tırmanmamız ve mağaranın girişine tekrardan üst tepeden yürüyerek ulaşmamız gerekiyor. 

İşin bu kısmı da sandığımız kadar kolay olmuyor. Mağaraya girip çıkalım derken kendimizi bambaşka bir maceranın içerisinde buluyoruz.

Birde bu tırmanışta ikinci gazimizi de veriyoruz. Ebru'nun bacağında birkaç çizik oluştu ama neyse ki durumu iyi :)

Neyse ki mağaranın girişine ve çantalarımıza ulaşıyoruz. Tam da bu anda mağara girişinde genç bir arkadaşımız beliriyor yanında da bir köpek mevcut.

Bu arkadaşla hemen tanışıyoruz. Arkadaşımızın ismi Mehmet Akif, köpeğinin ki ise Çavuş.

Mehmet Akif bizlere bölge hakkında bilgi veriyor ve gidilebilecek en güzel güzergahı anlatıyor.


Mehmet Akif  ve Çavuş ile kısa sürede kaynaşıyoruz. Özellikle Şenol arkadaşımız Çavuş ile çok güzel bir bağ kuruyor.

Bir anda bakıyoruz ki Ebru'da Çavuşun iplerini eline almış ve fotoğraf çektiriyor. Sabah ki Ebru'dan eser yok. Zorlu doğa şartları artık Ebru'ya bana mısın demiyor. Cesaret ve motivasyon nirvanaya ulaşıyor :)


Harika bir güzergahtan geçiyoruz. Orman inanılmaz, manzara harika... Oksijeni sonuna kadar ciğerlerimize çekiyoruz. Malum şehirde bu oksijene hasretiz.


Burada artık Mehmet Akif kardeşimizle ve sevgili Çavuş dostumuzla ayrılıyoruz. Zaten köye de varmamıza çok az kaldı.


Orman yolundan asfalt yola çıktığımızda artık yürüyüşümüzün final etabına geldiğini gösteriyor. Bol atraksiyonlu bu yürüyüşün sonuna yaklaşıyoruz. Hacıllı Köyü'nü o kadar benimsemişiz ki köyü görür görmez "Orada bir köy var uzakta o köy bizim köyümüzdür" şarkıları dökülüyor dilimizden...


İşte burası da yürüyüşümüzün final noktası. Artık Hacıllı Köyü'ne inişe geçiyoruz ve bu fotoğraf bizim zafer fotoğrafımız. Ebru gerçi kameraya bakmamış ama neyse ki gözlükleri takılı sorun yok :)


Köye indiğimizde Şenol'un gözüne bir erik ağacı takılıyor. Bu ağaçtan göz hakkımızı aldığımızda eriklerin harika tadı bizi iyice cezbediyor. Ağacın sahibi "istediğiniz kadar alabilirsiniz çocuklar" deyince biz de kontrolden çıkıyoruz :)



Köye vardığımızda grubumuzun bizden ayrılan üyelerini çay ve kahve içerken buluyoruz. Mete abiyi ise hanımlara fal bakarken yakalıyoruz. Meğer Mete abi de bilmediğimiz ne cevherler varmış :)


Bu güzel hafta sonumuzu kamp alanımıza gidip çadırlarımızı toplayarak noktalıyoruz. Son kısımda hem kendi çöplerimizi hem de çevredeki tüm çöpleri toplayarak doğaya saygı konusunda örnek olmaya çalışıyoruz. Grubumuzun tüm güzel ve duyarlı insanlarına gönüllü oldukları için bir defa daha teşekkürler.

Özetle Hacıllı Köyü;

Hacıllı Köyü Gezilecek Yerler ve Turizm Faaliyetleri

Hacıllı Köyü civarında Gürlek Şelalesi ve Gürlek Mağarası gezilebiliecek yerler arasındadır. Ayrıca İnkese Mağarası ve Suçıkan Mağarası'da doğa yürüyüşleri kapsamında gezilebilir. Bu bölgeyi İstanbul'a yakın kamp yerleri listenize alabilirsiniz. Köyde kalabileceğiniz bir apart ya da pansiyon bulunmuyor. Tek konaklama imkanınız kamp. Bu arada köy merkezi haricinde çevrede hiçbir yerde telefonların çekmediğini hatırlatalım.

Hacıllı Köyü'nde Kamp ve Doğa Yürüyüşü

Hacıllı Köyü'nün yaklaşık 2 km aşağısında Koca Dere kenarında kamp alanları bulunuyor. Bu bölgeler serbest kamp bölgesidir. Özel ya da belediyeye ait herhangi bir kamp işletmesi bulunmuyor. Bu yüzden kamp yaptığınız yerlerde elektrik, tuvalet, duş ve kadır kurulumu gibi hizmetleri alamıyorsunuz. Bu yüzden buna hazırlıklı olarak gelmelisiniz. İlk defa kamp yapacaklar için bu bölgeyi çok fazla tavsiye etmiyorum. Kamp konusunda kafasında soru işaretleri bulunanların şuraya bir bakmalarında fayda var.

Hacıllı Köyü'nde Ne Yenir?

Her köyün gözlemesi meşhurdur. Caminin yanında bulunan Cami Köşe Cafe'de gözlemelerin tadına bakabilirsiniz. Tavsiyem kesinlikle patatesli peynirli. Ayrıca aynı yerde köy kahvaltısı ve ev yapımı ayran içmeniz de mümkün. 

Nereleri Gezdik?

Şile Hacıllı Köyü Kamp ve Doğa Yürüyüşü Rotası (İlk Gün 6 Km - İkinci Gün 8,5 Km)

Hacıllı Köyü - Hacıllı Şelalesi - Gürlek Mağarası Rotamız (6 Km)
Powered by Wikiloc

Hacıllı Kamp Alanı - İnkese Mağarsı - Suçıkan Mağarası (8,5 Km)
Powered by Wikiloc


Hacıllı'dan Sevgilerle...

Teşekkürler
Emin Mete Siverek
 Uzaklar  & Derinler


Caner ÇELİK
22-23.07.2017

Fotoğraflar : Caner ÇELİK, Selim BÖREKÇİ, Metin ALTUNDEMİR.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gezilerim sırasında anlık paylaşımlarımı yazılardan önce İnstagram'dan yapıyorum. Dilerseniz İnstagram Hesabımı takip edebilirsiniz. Ayrıca Facebook Sayfamdan da paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.

Yazı hakkındaki fikir ve görüşlerinizi yazının altına yorum yaparak paylaşırsanız çok sevinirim. Ayrıca bölgeye gezi planı yapacaklar sorularını paylaşabilirler. Elimden geldiğince yardımcı olmaktan zevk duyarım. Beğendiğiniz yazıları lütfen sosyal medya hesaplarınızda paylaşınız. Teşekkürler :)

Bu yazıda  Hacıllı gezilecek yerler,  Şile Hacıllı, Hacıllı gezi rehberi, Hacıllı köyü Kamp, Hacıllı köyü doğa yürüyüşü, İstanbul'a yakın kamp yerleri, Gürlek mağarası, Hacıllı Mağarası, Gürlek şelalesi, Gürlek mağarası  konularına yer verdik. Umarım beğenmişsinizdir.

Bütün Gezi Yazılarım

Takip İçin
   

2 yorum:

  1. Çok değerli insanlarla çok güzel bir hafta sonu geçirdik. ilk kez gittiğim Hacıllı köyü çok doğal ve İstanbul'un içinde böyle yerler kalmış olması çok değerli.. Bir değerli insanda Uzaklar Derinler grubunun kurucusu Mete abi (adete değerler patlaması yaşadım :)) kendisine ve bizi bağrına basan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum.

    Tekrar dan bir araya gelmek dileğiyle..

    Bu anı ölümsüzleştirdiğin için teşekkürler Caner ÇELİK..

    Sende çok değerlisin :)

    Bahattin Damlar

    YanıtlaSil
  2. Merhaba.
    Bu güzel yazı ve kalemin için teşekkür ediyorum Caner'cim.
    Yüreğine sağlık.
    Kalemine sağlık.
    Çok güzel bir ekiple çok güzel bir hafta sonu geçirdik.
    Atraksiyon, enerji, hareket, heyecan, hepsi bir arada idi.
    Ve çok güzel insanlarla tanıştım, güzel ortamlar yaşadık.
    Hepinize, yüreğini ortaya koyan herkese, resimlerin için, her yerde hiç bıkmadan, bitmek bilmez bir enerji ve keşif ruhu ile bizle olduğun için ben teşekkür ediyorum.
    Yeni yazılarda, yeni keşiflerde, yeni resimlerde hep birlikte.
    Beklesin bizi yeni keşif ve geziler. :)

    YanıtlaSil

En Çok Okunanlar