Bir Kahramanlık Destanı 'Çanakkale - Gelibolu'

 


DUR YOLCU!

Bilmeden gelip bastığın bu toprak
Bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir!

Bu dizeler ile anlatmıştır şair Necmettin Halil ONAT bu milletin büyük destanını. Türk milletinin vatan sevgisi Çanakkale Zaferi ile taçlanmıştır. Bir metrekare alana 6.000 merminin düştüğü dünyanın en kanlı savaşını yaşayan bu toprakların her karışında ayrı bir kahramanlık öyküsü vardır. 

Her Türk'ün bu topraklardaki havayı soluması, o savaşı hissetmesi ve orada yatan atalarına sahip çıkması gerekmektedir.

***

Bizler çocuklara ilk önce Vatan ve Atatürk sevgisini aşılamalıyız. Bu yüzden özellikle ailelere ve öğretmenlere çok büyük bir iş düşüyor. Bu noktada biz turizmcilerin de bu görevde pay sahibi olduğumuzu düşünüyorum. Özellikle küçük yaştaki çocuklarla çıktığımız okul turlarında onlara doğru ve onların anlayabileceği şekilde bilgiler verip bu gezilerin onlar için yararlı olmasını sağlamak boynumuzun borcudur.

Yine küçük kardeşlerimizle birlikte güzel bir Çanakkale turu yapmak için İstanbul'dan sabahın erken saatlerinde ayrılıyoruz. Gezimiz 2 gün sürecek. İlk gün Çanakkale bölgesini, ikinci gün ise Gelibolu bölgesini gezeceğiz. 

1.GÜN

Yaklaşık 5 saat süren güzel bir yolculuğun ardından Çanakkale'nin güzel Eceabat ilçesine geliyoruz. Burada bir öğle yemeği molamız oluyor. Yemeğimizi yiyip yol yorgunluğumuzu biraz üzerimizden attıktan sonra otobüslerimize binip Eceabat'tan Çanakkale'ye doğru feribot ile geçiyoruz. Bu geçiş yaklaşık olarak 40 dakika sürüyor. 

Çanakkale iskelesi, şehrin tam merkezinde bulunuyor. Yani burada otobüsümüzden indiğimizde gezeceğimiz bütün yerlere yürüyerek ulaşmamız mümkün. İlk durağımız Çanakkale Deniz Müzesi.. 

Çanakkale Deniz Müzesi

Çanakkale Deniz Müzesi, 18 Mart Çanakkale Deniz Savaşı'nın bütün izlerini taşıyan harika bir müze. Çanakkale Zaferi ruhunu diri tutup gelecek nesillere aktarmak için bu müze 1982 yılında açıldı. Müzenin açık ve kapalı alanlarında birçok fotoğraf galerisi, silah ve mühimmat sergileniyor. Ayrıca Çanakkale savaşının küçük gemisi, büyük kahramanı Nüsrat Mayın Gemisi'de Çanakkale Deniz Müzesi Komutanlığı'nın İskelesinde ziyaretçilerini bekliyor.

Nüsrat Mayın Gemisi

Nüsrat Mayın Gemisi
             
Nüsrat Mayın Gemisi, Çanakkale savaşlarındaki 5 mayın gemisinden biriydi. Boğaz hattını İngiliz ve Fransız gemilerini geçirmemek için mayın dökme görevlerini yerine getiriyordu. Fakat en büyük görevine 7 Mart gecesi çıktı. Yüzbaşı Nazmi komutasındaki gemi 26 adet mayınıyla birlikte bir hayalet gibi Nağra Limanı'ndan, Karanlık Liman'a doğru ilerledi. 26 mayınını kıyıya paralel olarak döşeyerek şafak sökmeden Nağra Limanı'na geri döndü. 

Nüsrat'ın o gece döşediği mayınlar 18 Mart 1915'te Çanakkale Savaşının kaderini değiştirdi ve Nüsrat'ı dünyanın en ünlü mayın gemisi yaptı. Nusret'in mayınları Irresistible ve Ocean  zırhlılarını ardı ardına suya gömdü.

İngiliz zırhlılarının menevra alanına gizlice döşediği mayınlarla İngilizleri büyük bir mağlubiyete uğratan bu kahraman gemi, Türk askerine büyük bir moral verdi ve 18 Mart Deniz Zaferi'nin kazanılmasında en büyük rolü oynadı. Yenilmez denilen büyük İngiliz donanmasını geri çekilmek zorunda bıraktı.

Nusrat Mayın Gemisi görülmeye değer bir kahraman!

Nüsrat Mayın Gemisi

"Gittiler, Geçemediler, Geçemeyecekler.." Mustafa Kemal Atatürk

Çanakkale Deniz Müzesi
Çanakkale Deniz Müzesi - Denizaltı
Çanakkale Deniz Müzesi - Toplar
Çimenlik Kalesi

Çanakkale Deniz Müzesi - Çimenlik Kalesi
          
Çanakkale Deniz Müzesi'nin içerisinde Çimenlik Kalesi de bulunmaktadır. Bu kale 1461-1462 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Kalenin yer seçiminin en önemli sebebi boğazın en dar noktasında olmasıdır. Tam karşısındaki Kilitbahir Kalesi bulunur. Karşılıklı iki kale düzeneğiyle boğazın en dar kısmında güçlü bir savunma hattı yaratılmıştır. Çanakkale Deniz Savaşı'nda Çimenlik Kalesi ve Çimenlik Tabyası İngiliz ve Fransız savaş gemilerine ağır hasarlar vermiştir.

Çimenlik Kalesi - Çimenlik Tabyası
          
Çanakkale Deniz Müzesi Ziyaret Günleri : 
Müze Pazar ve Perşembe günleri hariç haftanın her günü 09:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Ortalama olarak 1-1.5 saatlik sürede müzeyi gezebilmeniz mümkündür.                      
           
Çanakkale Deniz Müzesi Giriş Ücretleri : 
Müze giriş ücreti 6 TL'dir. Müzekart geçerli değildir.

18 Mart Çanakkale Haftasında (18-24 Mart), Turizm Haftasında (15-22 Nisan), 23 Nisan Haftasında (23-30 Nisan), Müzeler Haftasında (18-24 Mayıs),  Öğretmenler Haftasında (24-31 Kasım),  30 Ağustos Zafer Bayramı,  ve 10 Kasım'da müze girişi ücretsizdir.

***

Çanakkale Kordon

Çanakkale Deniz Müzesi'nden çıktığımızda Çanakkale Kordon'da yürüyoruz. Biraz ileride bizi Truva Atı Heykeli karşılıyor. Bu orjinal Truva Atı değil ama Brad Pitt'in başrolünde oynadığı ünlü 'Troy' (Truva) filminde kullanılan at heykeli. Bugün de Çanakkale sahilinde sergileniyor. 

Ee tabi bizi bilen bilir hayvanları severiz.. :)

Truva Atı

Çanakkale sahilindeki gezimizi tamamladıktan sonra buluşma noktamızda buluşup otobüslerimize biniyoruz. Sıradaki durağımız Kepez - Dardanos mevkiindeki Hasan Mevsuf Şehitliği..
             
Hasan Mevsuf Şehitliği

Hasan Mevsuf Şehitliği
       
Hasan Mevsuf Şehitliği, Çanakkale boğazının anadolu yakasında Kepez beldesi yakınlarında Dardanos mevkiindedir. Burada 18 Mart 1915 günü İtilaf devletleri donanmasının giriştiği yoğun boğaz harekatını durdurmak için yoğun top atışı yapan kahramanlar yatmaktadır. Topçu bataryasının kahraman komutan ve erleri akıl almaz bir cesaret ve ateş gücü sergilemiş, sonrasında İngiliz gemilerinin açtığı ateş ile şehit düşmüşlerdir.

Burada batarya komutanı Üsteğmen Hasan, Gözetleme subayı Teğmen Mehmet Mevsuf, Subay Namzedi Halim ve 3 Telefoncu er İsmail, Mustafa, Mehmet yatmaktadır.

Bu şehitlik ile ilgili duygusal bir hikaye vardır ;

Savaş sırasında Teğmen Hasan'ın mektupla haber aldığı yeni bir kızı dünyaya gelmiştir. Mevsuf komutan "Git" diyor "Üç gün kalırsın, çocuğunu görür gelirsin" diyor. Üsteğmen hasan "Vatanı bırakmam, görevimi aksatamam gidemem.." diyor ve gitmiyor. Kızının isminin 'Didar' olması için mektup yazıyor. Vatan savunmasında bir kağıda iki satır yazarak aklını ve kalbini ayırabiliyor Hasan Üsteğmen..

Yıllar sonra Hasan komutanın kızı Didar babasının yattığı şehitliği ziyarete. Bu hikayeyi dinliyor. Halk arasında burası Didar Şehitliği olarak da biliniyor.

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.

Şehitliği ziyaretimizin ardından otelimize dönerek ilk günümüzü noktalıyoruz. Yarın bütün gün Gelibolu Yarımadası'nı gezeceğiz ve yorucu bir gün olacak o yüzden bolca dinlenmemiz gerekiyor.

Gecelememizi Çanakkale Kolin Hotel'de yapıyoruz. Burası Çanakkale'de kalabileceğiniz en güzel otellerden biri. Ayrıca Çanakkale'de daha ekonomik bir otelde kalmak istiyorsanız Temizay Hotel, Hotel Helen ve Hotel Artur'u da tavsiye edebilirim. Bu oteller de Aileniz ile kalabileceğiniz temiz ve merkezi otelleridir.

2.GÜN

İkinci günümüzde kahvaltının hemen ardından otelimizden ayrılıp Gelibolu Yarımadası'na doğru yola çıkıyoruz. Çanakkale'den Eceabat'a yine feribot ile geçip Eceabat'tan turumuza başlıyoruz.

Feribot ile Çanakkale Boğazı'ndan geçişimizde karşıda bu destanın dağa kazılmış halini görüyoruz. 

Dur Yolcu Yazıtı

Eceabat sahilinden batı yönüne doğru ilerleyerek gezimize başlıyoruz. Eceabat'tan çıkmadan sahilde sol tarafta Seyid Onbaşı Anıtı'nı bulunuyor.

Seyid Onbaşı Anıtı


Seyid Onbaşı Anıtı

Seyid Onbaşı, Çanakkale Deniz Savaşı'nın en büyük kahramanlarındandır. Mecidiye Tabyasında Numaratör olarak görev yapan Koca Seyid'in hikayesi şöyledir;

26 Şubat gününden itibaren düşman zırhlıları Türk askerlerinin huzurunu bozmak için boğaz tabyalarına taciz atışları yapmaya başlarlar. Herkes düşmanın toplu saldırı gününü beklemektedir. O gün 18 Mart günüdür..

Çanakkale Boğazı'nı geçmeye hazırlanan Fransız ve İngiliz donanması boğaz tabyalarını aralarında paylaşarak toplarla dövmeye başlarlar. Türk toplarının büyük çoğunluğunun menzilleri yetmediği için karşılık her tabyadan güçlü bir şekilde verilemez. O sırada Queen Elizabeth ve Ocean zırhlıları Mecidiye Tabyası önlerine kadar ilerlemişlerdir. Ocean'dan gelen bir mermi Mecidiye tabyasına tam olarak isabet eder. Tabya'da 14 şehit, 24'de yaralı vardır. Hayatta kalan askerlerin çoğu da bedeninin çoğu toprak altında kalmıştır.

Bunun üzerine Mecidiye Tabyası'ndaki askerler karşılık vermek isterler fakat topların hiçbiri kullanılacak durumda değildir. Sağlam olan tek bir top vardır. Yüzbaşı Hilmi Bey, Niğdeli Ali ve Koca Seyid topun başına geçtiğinde topun vinçinin kırıldığını fark ederler. Bu sırada Seyid, 215 okkalık (276 kilo) mermiyi sırtına alma kararı verdi. Arkadaşları "Yapma Seyid kaldıramazsın" dediklerinde Seyid aldırmadı. Mermilerden birini sırtına alarak topun ağzına kadar taşıdı, üstelik de üç defa. İlk iki atışın başarısız olması sonrasında, üçüncü atış İngilizlerin Ocean zırhlısını dümen kısmından vurur.

Bu andan itibaren Ocean ilerlemesine devam edemedi ve kendi etrafında dönmeye başladı. Kısa bir zaman sonra Ocean, Nusrat Mayın gemisinin döktüğü mayınlara çarparak hızla sulara gömüldü. Bu olayın ardından diğer bir İngiliz gemisi Irresistible'da mayına çarparak sulara gömüldü. İngiliz ve Fransız gemileri Çanakkale'yi denizden geçemeyeceklerini anladı ve daha fazla kayıp vermemek için geri çekildi.

Bu olay sadece bir gemi batırmak değil, kendini yenilmez ilan eden İngiliz Donanması'na karşı kazanılan büyük bir zaferdi. Bu zafer, Çanakkale Savaşlarında milletimize büyük moral verdi ve 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi olarak tarihimize altın harflerle yazıldı.

Bu tarihten iki gün sonra, mevki komutanı Cevat Paşa düşmanı geri püskürten kahraman Mecidiye Tabyası askerlerini kutlamaya gelir. Koca Seyid'in bu kahramanlığı arkadaşları tarafından paşaya anlatılır. Paşa Seyid'e o mermiyi nasıl kaldırdığını sorar ve Seyid bunun izahını yapamaz. "Şu mermiyi bir defa daha kaldır.. senin fotoğrafını çekelim.. şu millete bir hatıra kalsın" der. Seyid, mermiyi yerinden bile kımıldatamaz. Seyid onlara; "Şu mermiyi yerinden bile oynatamadım. Ama aynı olayı tekrar yaşasam tekrar kaldırırım" diye cevap verir. Bunun üzerine merminin içi boşaltılır ve Seyid mermiyi o şekilde kaldırır. Günümüze kadar ulaşan Niğdeli Ali ile çektirdiği o fotoğraf, milletimize güzel bir hatıra olarak miras kalmıştır.

                            

İşte bu hikayede Vatan ve Millet sevgisinin en büyük orduların sahip olduğundan daha güçlü bir silah olduğuna en büyük kanıttır.

Seyid Onbaşı Anıtı ziyaretimizden sonra yolumuza devam ediyoruz.

Yüzbaşı Tahir Bey Anıtı


Yüzbaşı Tahir Bey Anıtı

Sahil şeridinde devam ederken yolun sol kısmında deniz kenarında Yüzbaşı Tahir Bey Anıtı'nı görüyoruz. Buranın açıklarında sandal ile göreve giden Yüzbaşı Tahir Bey ve 3 askeri mayına çarparak şehit olmuşlardır. Bu anıt onların anısına bu sahile dikilmiştir.

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.


Yolumuza sahil yolundan devam ettiğimizde Kilitbahir Kalesi'ne ulaşırız.

Kilitbahir Kalesi

Kilitbahir Kalesi

Kilitbahir Kalesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1462 yılında yaptırılmış olup tam bir strateji ve ileri görüşlülük harikasıdır. Çanakkale boğazının en dar kısmına konumlanmış anadolu yakasındaki Çimenlik Kalesi'nin tam karşısındadır. Boğazın en stratejik noktasında karşılıklı iki kale ile düşmanı boğmak amacıyla yapılmıştır. Adı da zaten Kilitbahir yani "Boğazın Kilidi" anlamına gelmektedir. 

Yapılış mantığı İstanbul'daki Anadolu Hisarı karşısına yapılan Rumeli Hisarı (Boğaz Kesen) ile aynıdır. Kilitbahir kalesi üç yapraklı yonca şeklinde olup sur duvarları neredeyse hiç zarar görmemiştir. Kalenin günümüze sağlam ulaşmasının en büyük sebebi savaş alanının biraz dışında kalmasıdır.

Kilitbahir Kalesi

Namazgah ve Rumeli Hamidiye Tabyaları

Kilitbahir Kalesi'ni geçtikten sonra sol tarafımızda deniz kıyısındaki Namazgah Tabyası'nı ve biraz ileride Rumeli Hamidiye Tabyası'nı görüyoruz. Bu tabyalar diğer tabyalara göre daha sağlıklı durumda günümüze ulaşmıştır. Namazgah Tabyası'nın içerisinde aynı zamanda Deniz Savaşları Müzesi mevcuttur.

Namazgah Tabyası
Rumeli Hamidiye Tabyası Girişi
Rumeli  Hamidiye Tabyası

Mecidiye Tabyası

Sahil yolundan devam ederken sağ tarafta Mecidiye Tabyası'na ulaşıyoruz. Bu tabya az önce anlattığımız Seyid Onbaşı'nın o kahramanlığı yaptığı tabyadır. Tabya'ya hafif bir rampa ile çıkılıyor. Bu rampanın hemen başında Mecidiye Şehitliği mevcut. Burada 18 Mart günü Deniz muharebesinde şehit düşen kahramanlarımız yatıyor.

Mecidiye Şehitliği

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.

Mecidiye Tabyası'na ulaşmak için çıktığımız rampada sağlı sollu hediyelik eşyacılar mevcut. Burası Seyid Onbaşı'dan dolayı ünlü bir tabya olduğu için biraz turistik bir hale gelmiş. Hediyelik eşya konusuna değinmişken, Gelibolu'nun birçok noktasında hediyelik eşya satan yerler var ve inanamayacağınız kadar ucuz. Bazı tatil yörelerinde 20-30 TL'ye alabileceğiniz büyüklükteki bibloların 5 tanesini paket halinde 5 TL'ye almanız mümkün. Evet Yanlış duymadınız 5 TL! Bu yüzden Çanakkale gezinizin dönüşünde arkadaşlarınıza ve dostlarınıza bol bol hediyelik eşya götürebilirsiniz.

Mecidiye Tabyası Yokuşu

Tabya'ya ulaştığımızda Seyid Onbaşı'nın 215 okkalık mermiyi topa yerleştirmek için sırtına almasının anlatıldığı bir heykel bulunuyor. İşte o kahramanlığın gerçekleştiği yer tam burası!

Seyid Onbaşı Mecidiye Tabyası

Burada çocuklarımızla bir hatıra fotoğrafı çektiriyoruz ve otobüslerimize binip yolumuza devam ediyoruz. 

Mecidiye Tabyası Hatıra Fotoğrafı

Havuzlar Şehitliği

Mecidiye Tabyası'ndan sonra sahil yolundan devam ettiğimizde birkaç km ileride Havuzlar Şehitliği'ne varıyoruz. Büyük çınar ağaçlarının gölgesinde denizin kıyısında bulunan bu anıt 21 Haziran'da Kerevizdere mevkiinde şehit düşen 2 subay ve 8 erimizin yattığı yerdir.

 

Çanakkale'de bulunan birçok şehitlik semboliktir. Bu anıt burada yatan 10 kişi ile birlikte buraya çok yakın olan Kerevizdere bölgesinde savaşıp şehit düşen yaklaşık 5.000 kahramanımız anısına dikilmiştir. Kerevizdere mevkii'nde bulunan bütün şehit kemiği buraya defnedilmiştir.

Şehitliğin üzerindeki kitabede şunlar yazılıdır;

"Cehennem olsa üzerimize gelen göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki Hak yoludur, Dönme Bilmeyiz Yürürüz!"

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.


Havuzlar Şehitliği'nden ayrıldığımızda takip ettiğimiz asfalt yol sahil kıyısından ayrılarak Gelibolu'nun iç kısımlarına doğru devam eder.

Soğanlıdere Hava Şehitliği

Soğandere Hava Şehitliği

Biraz ileride yolun sağında  Soğanlıdere Şehitliği görürüz. Bu şehitlik Çanakkale Savaşları sırasında Soğanlıdere Cephesi ileri hatlarına karşı girişilen hava saldırısı sonucunda şehit düşen 1 onbaşı ve 9 er kahramanımıza aittir.

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.


Biraz ileride sağda Yüzbaşı Kemal Bey'in ruhunu teslim ettiği Behramlı Köyü'ne varırız. Yola devam ettiğimizde sol tarafta 20-30 metre yukarıda olan Şahindere Şehitliği'ne ulaşırız.

Şahindere Şehitliği

Şahindere Şehitliği

Çanakkale Savaşında korunaklı ve suyun yakın olduğu cephe arkası kısımlara sargı yeri adında sağlık birimleri kurulmuştur. Bu şehitlikte Şahindere Sargı Yerinde tedavi olup şehit düşen 1969 şehidimiz yatmaktadır.

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.

Alçıtepe Köyü - Kirte Muharebeleri

Alçıtepe Köyü Girişi

Yolun devamında Alçıtepe Köyü'ne varırız. Köye Köyün hemen girişinde yüzlerce Atatürk fotoğrafını biraraya getirerek yapılmış büyük bir Atatürk fotoğrafı bizleri karşılıyor. Bu bölge Kirte Savaşlarının en kanlı çarpışmalarına şahit olmuş, bu çarpışmalarda binlerce Mehmetçiğimiz şehit olmuştur.

Kirte, Alçıtepe Köyü'nin eski ismidir. Savaş sırasında tamamen harabeye dönüşmüştür. Savaş sonrasında Atatürk, 1930'lu yıllarda balkanlardan gelen göçmenleri bu köye yerleştirmiştir. Köylüler 1970'lere kadar Çanakkale Savaşı artıkları olan malzemeleri tarlalardan toplayıp hurdacılara satarak geçimlerini sağlamışlardır. Bugün bile hala tarlalardan kurşun ve gülle çekirdekleri çıkmaktadır. (Çanakkale Savaşında Mertekareye 6.000 adet mermi düşmüştür).

25 Nisan 1915 sabahı düşmanın en önemli hedeflerinden biri Alçıtepe'yi ele geçirmekti. Çünkü bölgenin en yüksek tepelerinden biri burasıydı. 28 Nisan günü, düşman askerleri yoğun bir top ateşi sonrasında Alçıtepe yakınlaarındaki Kirte Deresi'ne doğru taaruza geçerler. Birinci Kirte muharebeleri bu saldırı ile başlar. Bu muharebeler sonunda 3.000 şehit veririz fakat düşmanı geçirmeyiz, Alçıtepe hala elimizdedir.

6 Mayıs tarihinde düşman ilk saldırıda elde edemediği tepeyi almak için tekrar taaruza geçer. Bu defa aralarına Anzak bölgesinden getirilen askerler de vardır. Mehmetçiklerimiz bu saldırıyı da püskürtürler.

7-8 Mayıs'ta tekrar saldıran düşman kuvvetleri ile bu defa çok daha şiddetli bir çarpışma yaşanır. Mehmetçik Alçıtepe'ye adeta etten bir duvar örer. Mermisi bitmiştir, eline ne geçtiyse savunmada kullanır. Bu kanlı muharebelerde 5.000 şehit veririz fakat Alçıtepe'yi vermeyiz.

4 Haziran'da düşman son bir saldırıya geçer. Fakat bu kez saldırılarını baskın şeklinde yaparlar. Başlangıçta başarılı gibi olup 350 metre içeriye sokulsalar da Mehmetçik daha fazla ilerlemesine engel olur. Kayıplar vermeye başlayan düşman kuvvetleri geri çekilmek zorunda kalır. 6.000 şehit veririz ama Alçıtepe hala bizimdir.

Kirte Muharebelerinde düşmanın kaybı hayli fazladır. Arıburnu-Kirte arasında göreceğiniz birçok yabancı mezarlığı bu kaybın en büyük göstergesidir.

Saim Mutlu Savaş Anıları Müzesi

Saim Mutlu Savaş Anıları Müzesi

Burası Alçıtepe Köyü'nde yaşayan Saim Mutlu'nun kendi gayretleri ile kurmuş olduğu bir müzedir. Saim bey evinin bir bölümünü müze haline getirmiş ve Çanakkale 'ye gelen ziyaretçilere büyük bir hizmet vermiştir. Onun bu gayretlerini gören köy halkı da bulduğu eşyaları bu müzeye getirdikçe müze giderek büyümüştür. Bugün Milli Müzelerimiz bile bu müze kadar detaylı değildir. Saim Mutlu müzesi giriş ücreti 1 TL'dir.

                            

Alçıtepe Köyü'nden Batı yönüne doğru giden yolda Son Ok Anıtı, Sargı Yeri Şehitliği ve Nuri Yamut Anıtı'nı görüyoruz.

Son Ok Anıtı

Son Ok Anıtı

Alçı Tepe Köyü'nden girdiğimiz yolun 500 metre ilerisinde sol tarafında Son Ok Anıtı'nı görürüz. 3 metreye yakın yüksekliği olan bu anıt, Kirte muharebelerinin en sert geçtiği noktalardan biridir. Bu önemli noktayı vermeyen Mehmetçiğimizin 7 Haziran günü süngü hücumuyla düşmanı buradan kaçırması  ve bu uğurda verdiğimiz şehitlerimizin anısına yapılmıştır.

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.

Sargı Yeri Şehitliği

Sargı Yeri Şehitliği

Son Ok Anıtı'nın yaklaşık 2 km ilerisinde Zığındere mevkiinde solda Sargı Yeri Şehitliği bulunur. Burası Çanakkale Savaşlarının en büyük Sargı Yeridir (Hastanesi). Gözden son derece uzak ve kuytu bir vadiye kurulmuştur. Burası belkide Çanakkale'nin en dokunaklı yerlerinden biridir. Hain bir gece saldırısı sonrasında tedavi gören 18.000 civarı savunmasız Mehmetçiğimiz burada şehit düşmüştür. Bu acımasız olay sonunda Mehmetçiklerimiz buraya toplu defnedilmek zorunda kalınmıştır.

Burası düşman askerlerinin bile tedavi gördüğü bir hastanedir. Sağlık hizmetinde görevli Mehmetçiklerimiz burada dost - düşman ayırmadan gelenleri tadavi etmekteydi fakat hain düşman buraya saldırı yapmakta çekinmedi, üstelik kendi yaralılarının da orada olduğunu bile bile...

Hain Saldırıda Yaralı Arkadaşını Korumya Çalışan Mehmetçik

O kara gece şöyle anlatılır;

Tarih 28 Haziran1915. Saatler gece yarısını çoktan geçmişti. Sargı yerine çok yakın bir yerden geçen düşmana ait bir zırhlı, uzun menzilli topları ile sargı yerini dövmeye başladı. Yüzlerce mermi belki parmağını bile kıpırdatamayan Mehmetçiklerin üzerine yağmaktaydı. Hiçbirinin kaçacak ya da kendini koruyacak kuvveti yoktu. Küçücük vadi kısa sürede ateşler içinde kalmıştı. Hepsi ölümü bekliyor gibiydi. Bu akıl almaz saldırının sabahında vadiye gelenler, binlerce yanık insan cesedi ile karşılaştılar. Bir gecede 18.000 askerimizi şehit vermiştik.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim Gel Seni Tarihe" Desem, Sığmazsın.
Ey Şehit Oğlu Şehit, isteme Benden Makber.
Sana Ağuşunu Açmış Duruyor Peygamber.


Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.

Nuri Yamut Anıtı

Nuri Yamut Anıtı

Sargı Yeri'nden yaklaşık 10 dakika ilerlediğimizde Nuri Yamut Anıtı'na varırız. 1943 yılında Gelibolu'da 2.Kolordu Komutanlığı'na atanan Nuri Paşa, Çanakkale cephelerini gezmek için bu bölgeye gelmiştir. Burada yüzlerce şehit kemiklerine rastlayan Nuri Paşa, onların böyle ortada kalmasına gönlü el vermemiş ve bir şehitlik yaptırmaya karar vermiştir.

İlk önce dualarla şehitlerimizin kemikleri toplatılmış, ardından şehitlerimiz buraya topluca defnedilmiştir. Bu anıt Çanakkale Gelibolu Milli Parkı içerisindeki özel teşebbüsle yapılan ilk şehitlik olma özelliği taşımaktadır. Paşamızın anıtı yaptırırken İstanbul'daki 2 evini satmak zorunda kaldığını söylemek de isterim. Nuri Paşa ile ne kadar gurur duysak azdır değil mi?

Buraya yaklaşık 10.000 adet şehit gömülmüştür. Bu anıt altında yatanlar çok kanlı geçen Zığındere muharebelerinde şehit düşen kişilerdir.

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.


Nuri Yamut Anıtı'nı ziyaret ettikten sonra geldiğimiz yolda geriye dönüyoruz. Sargı Yeri ve Son Ok Anıtlarını geçip tekrar Alçıtepe Köyü'ne ulaşıyoruz. Bu defa köyün Seddülbahir çıkışından yolumuza devam ediyoruz.

Seddülbahir Köyü

Asfalt yoldan devam ettiğimizde ileride yol çatallaşacaktır. Sol taraf Morto Koyu ve Şehitler Abidesi'ne giderken, Sağ taraf ise Seddülbahir Köyü, İlk Şehitler Anıtı ve Yahya Çavuş Anıtı'na gitmektedir. Biz şimdilik sağ tarafa devam ediyoruz.

Biraz ilerlediğimizde Sedüülbahir Köyü'ne varıyoruz. Köy tarihi bir kimliğe sahip olup, 4.Mehmed döneminden kalma bir kale ile İlk Şehitler Anıtı'nı barındırıyor. 

İlk Şehitler Anıtı

 

Seddülbahir Köyü'ne girdiğimizde ortasında çeşme olan meydanda yol yine çatallaşacaktır. Buradan sola saptığımızda az ileride İlk Şehitler Anıtı ile karşılaşırız. Bu anıt, Osmanlı Devleti 1.Dünya Savaşına girdiğinde İngiliz gemilerinin gizlice yaptıkları bir bombalama esnasında ölen 5 subayımız ve 81 erimiz adına yaptırılmıştır. Anıtın yanındaki cami tarihi olup ne yazık ki ibadete kapalıdır. 




Burada bulunan şehitlerimiz ilk şehitlerimizdir. Fakat Çanakkale Savaşı'nın değil onlar 1.Dünya Savaşı'nın ilk şehitleridir.

1.Dünya Savaşı'na Osmanlı Devleti'nin girmesi ile birlikte 3 Kasım 1914 tarihinde İtilaf Devletleri 6 savaş gemisi ile birlikte Çanakkale Boğazının girişine gelerek top atışına başlarlar. Bu top mermilerinden biri askeri cephaneliğe isabet eder. Ateş alan cephanelik patlar ve cephaneliğin yan tarafındaki kışlada bulunan 5 subayımız ve 81 erimiz şehit olurlar.

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.

Seddülbahir Kalesi

Seddülbahir Kalesi - Ertuğrul Koyu

İlk Şehitler Anıtı'nın yanındaki yoldan sahil tarafına doğru ilerlediğimizde karşımıza Seddülbahir Kalesi'nin arka duvarları çıkar. "Bahir" kelimesinin "deniz" anlamına geldiğini söylemiştik. Bu kalenin ismi Denize "Sed" olması manasıyla verilmiştir. Yani Seddülbahir Kalesi boğazdan yabancıların geçmemesi için bir nevi sed olarak inşa edilmiştir. 

Kale 4.Mehmed döneminde inşa edilmiştir. Ama kaleyi 1659 yılında 4.Mehmed'in annesi Hatice Turhan Sultan inşa ettirmiştir. 


Ertuğrul Tabyası

Seddülbahir Kalesi, Çanakkale savaşında da çok önemli yere sahip olmuştur. Düşmanın 25 Nisan Ertuğrul Koyu çıkarması sonucunda İngilizler bu kaleyi almak için çok uğraşmışlar vekale içerisinde çok kanlı çatışmalar olmuştur. kale bu çarpışmalar sonucunda defalarca el değiştirmiştir. Haliyle büyük hasar görmüştür.

Sahil yolundan devam ettiğimizde birbirlerine çok yakın Sahil Mezarlığı (Beach Cemetery), Yahya Çavuş Anıtı,  ve Helles Anıtı'nı göreceğiz.


Sahil Mezarlığı (Beach Cemetery)


Sahil Mezarlığı - Beach Cemetery

Düşman çıkartma yaptığı River Clayt ve Albiom gemilerinden çıkan yüzlerce asker durmadan Ertuğrul Koyu'nun serin sularına dökülüyordu. Akşama rapor veren uçak görevlileri Ertuğrul Koyu'nun kıyıdan 50 metre içeriye kadar kan gölüne döndüğünü söylediler. 10.Takıma bağlı içlerinde Yahya Çavuş'un da bulunduğu bölüğün kahramanca mücadelesi karşısında gemilerden çıkmak isteyen düşman askerleri, komutanları tarafından süngü zoruyla dışarıya sürülüyorlardı. O gün çıkarmada ölenler işte burada yatmaktadırlar.

Yahya Çavuş Anıtı


Yahya Çavuş Anıtı

Burası Ertuğrul Koyu'nu ve Seddülbahir Kalesi'ni gören hakim bir tepe. Burada 25 Nisan sabahı düşman askerlerinin  çıkartma yaptığı önemli yerlerden biridir. 26.Alaya bağlı 10.Takımın askerleri burada düşmanı 24 saatten fazla tutarak bir destan yazmışlardı. İşte 67 arkadaşı ile Yahya Çavuş'un çarpışarak şehit düştükleri yerdir burası.

       Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuştular
     Tam üç alayla burada gönülden vuruştular
 Düşman tümen sanırdı bu şaheser erler
Allah'ı arzu ettiler akşama kavuştular.

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.




Helles Anıtı

Helles Anıtı

Yahya Çavuş Anıtı'nın biraz ilerisinde karşımıza Çanakkale'de bulunan en büyük İngiliz anıtı olan Helles çıkıyor. İngilizlerin 1926 yılında yaptırdıkları bu anıt, bu savaşta ölen tüm İngiliz askerlerini sembolize ediyor. 

Anıtın denize bakan yüzü ile tam zıt yüzünde gemilerinin adları yazmaktadır. yan yüzlerinde ise savaşa katılan birliklerin adları yazmaktadır. Helles Anıtının etrafını çeviren duvarın iç kısmında ise savaşta hayatını kaybeden İngiliz askerlerinin isimleri yazmaktadır. 

Gelibolu Yarımadası'nda 4 tanesi anıt olmak üzere 32 yabancı mezarlığı  bulunur. Bu mezarlık ve anıtlar yabancılara Lozan Barış Antlaşması'nın 129.maddesince tahsis edilmiştir. 

İngilizler Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı bitiminden hemen sonra girişimlerde bulunmuşlar ve 3 yıl gibi kısa bir süre içerisinde Gelibolu topraklarında tüm anıt ve mezarlıkları bitirmişlerdir.


Morto Koyu

Helles Anıtı'nı da ziyaret ettikten sonra geri dönüyoruz. Seddülbahir'e doğru gelirken yanından geçtiğimiz yol ayrımına kadar geliyoruz. Burada sağa doğru dönüyoruz. Yolun sağ tarafında bir koy karşılıyor bizi. Eski hisarlık tepesine doğru kavis çizen bu koy, 25 Nisan kara çıkartmasında Fransız askerleri tarafından işgal edilmiş. Fakat burada o kadar çok kayıp vermişler ki koyun adına Morto (Ölü) adını vermişler. Fransızların bu koyda bir de mezarlığı bulunmaktadır. Ölen 2236 Fransız askerinin adları yazılıdır. Bu isimlerin üzerinde ise "Fransa için Öldüler" yazılıdır.

Bunların yanında herbiri 3.000 ölüyü temsil eden dört anıt mezar vardır. Ortada ise beyaz bir kuleyi andıran bir abideleri bulunmaktadır. Bu abidenin üzerinde ise Çanakkale Savaşı'na katılan birliklerin isimleri ve Fransız şair Victor Hugo'nun şiirleri yazılıdır.

Bu savaş İngilizler kadar Fransızlara da çok pahalıya mal olmuştur. Kara kayıplarının yanı sıra 18 Mart Deniz harekatında 3 büyük savaş gemisi, 2 muharip, 5 denizaltı ve 3 mayın gemisi kaybederken 47.000 adet askerini kayıp vermişlerdir.

Morto Koyu Fransız Mezarlığı

Fransızlar İngilizlerden 4 yıl sonra 1930 yılında Çanakkale'de ölen askerlerini tespit edip bir araya getirmişler ve buraya bir anıt mezarlık yaparak altına defnetmişlerdir.  Halbuki o yıllarda bize ait hemen hiçbir anıt yoktur. Biz Çanakkale Şehitlerimizi bundan tam 30 yıl sonra hatırlayacak ve ilk anıtımızı 1960 yılında açacağız.

Bu anıtın açılışında Fransız komutan General Guro'da bulunuyordu. Çanakkale Savaşlarında kolunun birini ve bir bacağının bir kısmını kaybetmişti. Oradakilere savaş ile ilgili bir hikayesini anlatıyordu;

"Türk askeri ender bulunan bir insandır. Size bu konuda hala içimde taptaze, canlı duran bir anımı anlatmak isterim... 

Bir sabah günün ilk ışıkları ile Türklerle süngü savaşına başlamıştık. Onlarla başa çıkmak imkansızdı. Süngü çarpışmamız akşam saatlerine kadar devam etti. Ortalık karaınca Türklerle anlaşma yaptık ve karşılıklı olarak harp sahasındaki yaralılarımızı toplayacaktık. Bizim askerler harp sahasına sedyelerle çıkınca ben de aralarına katılmıştım. 

Bir ara kucağındaki yaralıyı gömleğinden yırttığı bir parça ile tedavi etmeye çalışan bir Türk askerine rastladım. Uzun müddet seyrettiğim bu tabloda Türk askeri kendi yarasına yerden avuçladığı toprağı asıyor, kucağındaki yaralıya ise durmadan üzerinden yırttığı bez parçalarını basıyordu. Onun yanına gidip tercüman yardımı ile sorular sordum. 

- Niçin öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun?
Türk askeri taakati tükenmiş bir halde cevap verdi.

- Bu asker yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi anlamadım, ama her halde annesinin resmi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedim ki kurtulsun, annesinin yanına dönsün."

Bu sözlerden sonra Fransız generali etrafındakilere döndü ve adeta bağırarak dedi ki;

- "Efendiler! kendi yarasına toprak bastığı halde kucağındaki yaralı için gömleğinin parçalarını koparan bu kahraman asil askerin kucağındaki yaralı kimdi biliyor musunuz? Türk askerinin kucağındaki yaralı bir Fransız askeri idi, Fransız askeri..."

General Hugo yere çöküp ağlamaya başladı. Bu tablo karşısında orada bulunan herkes ağlıyordu.

Fransız mezarlığından sonra Şehitler Abidesi'ne doğru gidiyoruz.


Çanakkale Şehitler Abidesi

Morto koyu'ndan devam ediyoruz ve Eski Hisarlık Tepesine doğru tırmanarak birkaç viraj sonrasında, Çanakkale Şehitler Abidesi'ne ulaşıyoruz.


Çanakkale Şehitler Abidesi

Çanakkale Şehitler Abidesi, 1954 yılında yapımına başlanmış ve 1960 yılında tamamlanan anıt tüm Çanakkale şehitlerimiz adına inşa edilmiştir. Bu hakim tepe üzerinden hemen birçok yerden görünebilmesi, şehitlerimizi geniş bir çevreye hatırlatması bakımından bi hayli anlamlıdır.

Abide Şehitliği

Abide Şehitliği

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.

1992 yılında Kültür Bakanlığınca Büyük abide'nin yanına yapıldı. 600 şehidimizin temsili mezarları bulunan şehitlikten etkilenmemek mümkün değildir.

Buraya geldiğinizde yüreğiniz burkuluyor, çok farklı duygular yaşıyorsunuz. İçinizdeki vatan sevgisi bambaşka bir tutkuya dönüşüyor.

Şehitliğin hemen yanında bir Mustafa Kemal Atatürk'ün Conk Bayırı'ndaki bir figürü bulunuyor. Burada çocuklarımızla bir hatıra fotoğrafı çektiriyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk Figürü

Bu figürün altında Mustafa Kemal Atatürk'ün Çanakkale Savaşlarında şehit olan tüm Türk ve yabancı askerlerin analarına gönderdiği bir mesaj yazıyor. Bu mesaj burada Türkçe ve İngilizce olarak sergileniyor. Bunu okuduğunuzda gözlerinizin dolmaması mümkün değil..

Bu memleketin üstünde kanlarını döken kahramanlar!
Burada dost bir vatanın toprağındasınız.
Huzur ve Sükun içinde uyuyunuz.
Sizler Mehmetçiklerle yanyana, koyun koyunasınız.

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!
Göz yaşlarınızı dindiriniz.
Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır. 
Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.

Mustafa Kemal ATATÜRK 1934

Mustafa Kemal Atatürk'ün Analara Mesajı

Abide Meydanı

Çanakkale Şehitler Abidesi'nde yapılan törenler için kullanılan büyük bir alandır. Abide ve Şehitlik arasında bulunmaktadır. Meydanın hemen yanında 25 metrelik bronz bir bayrak direğinde şanlı Türk bayrağımız dalgalanmaktadır. Bu bayrak direğinin bir eşi de Anıtkabir'dedir.

Çanakkale Şehitler Abidesi
Çanakkale Şehitler Abidesi Toplu Hatıra Fotoğrafı

Şehitler Abidesi'nin Yapılışı

Bugün Çanakkale Milli Parkı olan alanı dünyanın en kanlı savaşına sahne oldu. Bu savaşın geçtiği topraklarda 1926 yılında İngiliz mezarlık ve anıtlarını görmeye başladık. Ardından dört yıl gibi kısa bir sürede Fransızlar anıtlarını tamamladılar. Halbuki şehitlerine anıt ve şehitlik yapması gereken asıl millet Türk Milletiydi. Çünkü o bu savaşta var olma ve yok olma mücadelesi vermiş ve dünyaya kafa tutarak, "Çanakkale Geçilmez!" dedirtmişti.

Kişilerin kendi imkanlarıyla yaptırdıkları derme çatma birkaç anıt dışında 1960'lara kadar bu manzara değişmedi. Çanakkale'de şehitlerimize yakışır bir anıtın bulunmayışı halkımızı çok rencide ediyordu. Bu söylemler çoğalınca Çanakkale'de büyük bir abide yapma arzusu doğdu.

Yapılacak abidenin yeri belirlenmişti. Eceabat ilçesine bağlı Seddülbahir köyü yakınındaki Eski Hisarlık Tepesine inşa edilecekti bu şanlı abide. Böylece hem karadan hem de denizden haşmeti ile kendini gösterecek, Çanakkale'nin geçilmezliği hatırlatılacaktı dosta düşmana...

Karar verilmişti. 1944 yılında açılan proje yarışmasını Doğan Erginbaş ve İsmail Utkular'ın projeleri kazandı. Bu proje abideleşecekti. Abidenin yapımına 1954 yılında başlandı. Halkın büyük desteğiyle ve bağışlarıyla Çanakkale Şehitler Abidesi tüm ihtişamı ile 1960 yılında tamamlandı.

Şehitler Abidesi'nin Özellikleri

Şehitler Abidesi'nin boyu 41,70 metredir. Her biri 7,5 metre genişliğindeki 4 büyük sütun üzerinde yükselir. Her sütunun birbirine mesafesi 10 metredir. Abide'ye uzaktan bakıldığında Mehmetçik'in 'M' harfini anımsatmaktadır.

Son olarak 1999 yılında abide ayaklarına 8 adet rölyef eklenerek yapımı tamamlanmıştır. Rölyeflerin denize bakan 4 tanesi Deniz Savaşlarını, karaya bakan 4 tanesi ise Kara Savaşlarını anlatmaktadır.

Rölyeflerde;

* Çanakkale'de Mustafa Kemal ve Arkadaşları
* Yurtta Sulh Sihanda Sulh
* Nusrat Mayın Gemisi
* Savaşlarda düşman gemilerinin batırılışı
* Siperlerde Mustafa Kemal Mehmetçiklerle
* Çanakkale'de topçu bataryalarından görüntüler mevcuttur.

Ayrıca abidenin tavanının alt kısmında mat cam seramiğinden büyük bir Türk bayrağı mevcuttur.

Savaş Eserleri Müzesi

Çanakkale ŞehitlerAbidesi'nin hemen altında Çanakkale Savaş hatıralarının sergilendiği bir müze mevcuttur. 1971 yılında kraliçe Elizabeth tarafından açılan müzede, savaşta yabancı askerlerin üzerinden çıkan Kuran-ı Kerim, şehit mektupları ve birçok özel parçalar mevcuttur.

***

Çanakkale Şehitler Abidesi ziyaretimiz ile birlikte Gelibolu gezimizin Eceabat, Alçıtepe, Seddülbahir ve Şehitler Abidesi kısmını tamamlıyoruz. Gezimizin bundan sonraki bölümüne Gelibolu Yarımadası'nın kuzey bölümünde Anafartalar bölgesini gezeceğiz. Fakat artık bir şeyler yemenin vaki geldi. Öğle yemeğini alacağımız restoranımıza giderek karnımızı bir güzel doyuruyoruz.. 


Öğle yemeğinden sonraki ilk durağımız Anzak Koyu.

Anzak Koyu (Anzac Cove)

Anafartalar bölgesine doğru yaklaşık 20 dakika ilerlediğimizde yol çatallaşıyor. Sağ taraf Kabatepe Müzesi'ne gidiyor. Biz buradan sola dönerek devam ediyoruz. Tekrar çatallaşan yolda sağ taraf Anafartalar ve Conk Bayırı yönüne gidiyor. Biz yine sola dönerek sahil yoluna doğru çıkıyoruz.

Bu yol üzerinde "Shell Gren", "Sharapnel Walley" vb. gibi birçok yabancı mezarlıkları görürüz. Arı Burnu'nu geçtiğimizde az sonra yolun sol tarafında Anzak Koyu olduğunu yazan taş bir levhayı gördüğümüzde Anzak Koyu'na ulaşıyoruz.

 

Anzak Koyu - Anzac Cove

Anzak Koyu'nun kıyı kısmında Anzak mezarları bulunuyor. Burası Anzakların 25 Nisan sabahı çıkartma yaptıkları koydur. Sahilden karşı sırtlara baktığınızda Anzakların ne kadar yanlış bir yere çıkartma yaptıklarını görürsünüz. Bu kayalıklar alabildiğince sarptır ve tırmanması çok zordur. Anzaklar burada Türk kuvvetlerinin yoğun ateşi altında sıkışıp kalmışlardır ve çok büyük kayıplar vermişlerdir.

Anzaklar, Avustralya ve Yeni Zellanda kuvvetlerine verilen ortak isimdir. Açılımı Australian and New Zelland Army Corps'tur (ANZAC).

Anzak askerleri Mısır'da İngilizler tarafından eğitilip sonra savaşmaları için İngiliz gemileriyle buradan taaruuza bırakılmıştır. Burada savaşan Anzak'lar nerede olduğunu ve kimlerle savaştığını bilmiyorlardı. Hatta burada bulunan 3 mezar diğerlerinden ayrı kıble kısmına bakmaktadır. Bu mezarlar İngilizler tarafından kandırılarak buraya getirilen Hintli Müslüman askerlere aittir.

Her yıl 25 Nisan'da burada Anzak Günü olarak burada hayatını kaybedenler anılmakta, Yeni Zellanda  ve Avustralya'dan gelen binlerce ziyaretçi tarafından şafak ayinleri yapılmaktadır.

Anzak Koyu'nun ilerisinde devam ettiğinizde "The Neck", "Walkers Ridge", "Embarkation Pier" ve "7th Field Ambulance" mezarlıkları mevcuttur. Biz buraları gezmeden geri dönüyoruz, çünkü daha gezeceğimiz çok yer var.

***

Anzak Koyu'ndan geriye döndüğümüzde az önce Conk Bayırı ve Anafartalar'a doğru çatallaşan yola giriyoruz. Yol üzerinde sağ tarafta Mehmetçik'e Saygı Anıtı'nı görüyoruz.

Mehmetçik'e Saygı Anıtı 

Mehmetçik'e Saygı Anıtı
Mehmetçik'e Saygı Anıtı'nda yabancı bir askeri kucaklamış olan Türk askeri kompozisyonu anlatılmıştır. Bilmeyenler için gayet şaşırtıcı bir durum olan bu anıtın gayet ilginç bir de hikayesi vardır. 

Anıtın yapılışı 1940'lı yıllarda ülkemizi ziyarete gelen Avustralya Genel Valisi Lord Casey'in anlattığı bir olay vesilesiyledir. Kendisi de Çanakkale Savaşlarında bulunan ve üsteğmen olarak görev yapan bu Anzaklı asker, bir Türk askerinden tüm dünyaya insanlık dersi olacak bir olaya şahit olmuş ve yıllar sonra Avustralya Genel Valisi olarak geldiği Türkiye'de başından geçen bir olayı anlatmıştır.

Denizden düşman topları sağnak sağnak üzerimize yağarken, dünyanın her tarafından toplanıp gelen düşman insanlıktan çıkmış bir şekilde oluk oluk üzerimize gelip  hayasızlığın her türlüsünü hesaplıyorken ve hepsinden önemlisi sizin vatanınıza göz dikmiş topraklarımızı işgale gelmişken, bizler bir yandan vatan savunması yapıp, bir yandan da ahlaki sorumluluklarımızı yerine getirip düşmana insanlık dersi veriyorduk.

Her taraf kan kokarken ve düşman insanlığını unutmuş bir şekilde öldürmeye şartlanmışken bakın Mehmetçik ne yapıyor...

Lord Casey olayı şöyle anlatıyor;

"Conk Bayırı'nda korkunç siper savaşları oluyordu. Siperler arasındaki mesafe 10 metreye kadar indi. Süngü hücumundan sonra savaşa ara verildi. Askerler siperlerine çekildi. İki siper arasında açıkta ağır yaralı ve bir bacağı kopmak üzere olan İngiliz yüzbaşı avazı çıktığı kadar bağırıyor, ağlıyor, yardım istiyordu. Ancak kimse siperlerden çıkıp yardım edemiyordu. Çünkü en küçük bir kıpırdanışta yüzlerce kurşun yağıyordu.

Bu sırada akıl almaz bir olay oldu. Türk siperlerinden beyaz bir bayrak sallandı. Arkasından yapılı bir Türk askeri silahsız olarak siperinden çıktı. Hepimiz donduk kaldık. Hiç birimiz nefes bile almıyor ona bakıyorduk.

Asker yavaş adımlarla yürüyor ve siperlerdeki herkes on nişan almış bekliyordu. Asker, yaralı ingiliz subayını yumuşacık bir hareketle kucakladı. Kolunu omzuna attı ve bizim siperlere doğru yürümeye başladı. Yaralı subayı usulca yere bırakıp geldiği gibi kendi siperine döndü. Teşekkür bile edemedik..

Günlerce bu cesareti, bu insan sevgisini konuştuk."

Mehmetçik bu yüzden kahraman olduğu kadar merhametli, şefkatli ve insani duygular içindedir. Tüm dünya Türk askerini bu yönüyle tanımakta ve saygı duymaktadır.

Bu anıt da bu güzel hikayenin sembolü olarak buraya dikilmiştir. Anıtın altında Türkiye'yi ziyarete geldiğinde bu olayı anlatıp Mehmetçiğe duyguyu saygıyı belirten Lord Casey'in hayranlık dolu yazısı bulunmaktadır.

Mehmetçiğe Saygı Anıtı Yazıtı

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.

Yolumuza devam ettiğimizde Kanlısırt mevkiine geliriz. Sağımızda Kanlısırt Yazıtı'nı görürüz. Buraya neden Kanlısırt dendiğini söylememize gerek yok sanırım...

Kanlısırt Yazıtı
Kanlısırt Yazıtı'nı geçip rampayı tırmanmaya devam ettiğimizde yol üzerinde sol tarafta Lone Pine Anıtı'nı göreceğiz. Bu anıt savaşta ölen Anzak askerleri için inşa edilmiştir. 15 metre boyundaki anıtın yanı sıra mezarlık içerisindeki tek bir çam ağacından dolayı buraya Lone Pine (Tek Çam) ismi verilmiştir. Bu mezarlık Avustralya ve Yeni Zellanda'dan yoğun bir ziyaretçi almaktadır.

Lone Pine (Tek Çam) Anıtı

Yolumuza devamettiğimizde Bomba Sırtı'na tırmanırız. Burası da Çanakkale Savaşlarının en önemli ve stratejik noktalarından biridir. 

Bu sırtta cereyan eden manzaralarından birini de Atatürk'ün Ruşen Eşref ile yaptığı röportajdan öğreniyoruz. Atatürk bu sırtta gördüğü manzarayı şöyle anlatıyor:

"Size, Bombasırtı Vak'asını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasında mesafemiz 8 metre... Yani ölüm muhakkak... Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamamacasına kamilen düşüyor, ikincidekiler onları yerlerine gidiyor. Fakat ne kadar şayan-ı gıpta bir itidal ve tekkülle, biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor. Hiç ufak bir fütur bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okuma bilenler, ellerinde Kuran-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, kelime-i şaadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Savaşını kazandıran bu yüksek ruhtur."

Atamız ne kadar da güzel özetlemiş değil mi...

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.

***

Rampayı çıkmaya devam ettiğimizde solda Türk Askerine Saygı Anıtı, sağda ise 57.Alay Şehitliği'ni görüyoruz.

Türk Askerine Saygı Anıtı
57.Alay Şehitliği

57.Alay Şehitliği

12 Aralık 1992'de açılışı yapılan 57.Alay Şehitliği bir tek eri bile hayatta kalmayan bu kahraman askerler için yaptırılmıştır. Şehitliğin kulesi, Teğmen Mustafa Asım ve Yüzbaşı Voiters adlı düşman askerinin boğuşurken beraberce ölerek defnedildikleri yere inşa edilmiştir. Şehitliğin tam karşısında dev bir Mehmetçik Heykeli (Türk Askerine Saygı Anıtı) vardır.

Dünya'nın En Yaşlı Gazisi Hüseyin Kaçmaz Anıtı

Dünyanın En Yaşlı Gazisi Hüseyin Kaçmaz

57.Alay şehitliği girişinde hemen sol tarafta bir eli bastonlu, diğer elinde ise bir kız çocuğunun tuttuğu yaşlı bir kişiye ait anıt ile karşılaşırız. Bu kişi en yaşlı gazimiz olan Hüseyin Kaçmaz'dır.Kendisi, Balkan Savaşı'na katılıp esir düşmüş ve tüm tırnakları Sırplar tarafından sökülmüştür. Daha sonra Çanakkale Savaşı'na iştirak etmiş, Conk Bayırı mücadelesinde yaralanmışdır. Kurtuluş Savaşı'na da katılan Hüseyin Kaçmaz, Dumlupınar Meydan Muharebesi'nde büyük fayda sağlamıştır. İstiklal Madalyası'na da sahip olan Hüseyin Kaçmaz 10 Eylül 1994'te 110 yaşında vefat etmiştir. 57.Alay Şehitliği'nin açılışına da iştirak eden Hüseyin Kaçmaz yanındaki torunu küçük Eylül ile bu kompozsyonu vermiştir.

Avustralya'da düzenlenen bir askeri törene davet edilen Hüseyin Kaçmaz, tören geçişinde kendisi için getirilen tekerlekli sandalyeyi reddettiği ve "Atatürk'ün askeri dimdik ayakta yürür" dediği anlatılmaktadır.

57.Alay Destanı

25 Nisan kara çıkartmasında düşman kuvvetleri hızla ilerlemekteydi. Kocaçimen Tepe'de bulunan Mustafa Kemal, düşmanın harekatını daha iyi gözlemlemek adına Abdalbayırı'na doğru atını sürmştü. O sırada düşmanın önünden çekilen askerlerimiz ile karşılaştı. Onları durdurarak niye çekildiklerini sordu. Askerler 261.tepede düşmanın çok etkili olduğundan ve cephanelerinin kalmadığından bahsettiler. Mustafa Kemal, onlara "Düşmandan kaçılmaz. Cephaneniz yoksa süngünüz de mi yok!" diyerek süngü taktırdı ve yere yatırdı. Onlara yerlerinden ayrılmamaları gerektiğini ve kendilerine yardımcı kuvvetlerin geleceğini söyledi. Türk askerlerinin yere yattığını gören düşman kuvvetleri de yere yattı ve ilerleyişlerini durdurdular.

57.Alay kuvvetlerini bu düşman birliklerinin üzerine sevk eden Mustafa Kemal, onlara;
- "Ben size savaşmayı emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve başka kumandanlar geçebilir" demişti.

Bu emir sonrasında düşmana taaruz eden 57.Alay son neferine kadar şehit olmuştur. Özellikle 57.Alay komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey birliğinin önünde kahramanca mücadele etmiş ve 13 Ağustos tarihinde şehit olmuştur.

Burada yatan kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.



57.Alay Şehtliği'nden çıkıp yolumuza devam ettiğimizde ileride yol çatallaşacaktır. Biz sağ yoldan devam edip Conbayırı'na doğru devam ediyoruz. "Quinnss Post" ve "Baby 700" yabancı mezarlıklarını geçtikten sonra etrafı alevlerle sarılı, kravatlı bir erkek kompozisyonu sergileyen Talat Göktepe Anıtı'na geliyoruz. İzlediğimiz yolun sağında kalan anıt, bu sırtlarda çıkan yangın sırasında hayatını kaybeden İtfaiye Müdürü Talat Bey adına dikilmiştir.

Talat Göktepe Anıtı

Talat Göktepe Anıtı sonrasında savaş alanlarındaki son durağımız Conkbayırı oluyor.

Conkbayırı

Conkbayırı, bölgenin en yüksek ve en stratejik tepesidir. Ayrıca savaşın en sıcak ve en kanlı geçtiği vedüşmanın almak için çok uğraştığı bir tepedir. 25 Nisan'da düşmanın başlattığı amansız saldırı 9 Ağustos'a kadar sürmüş, bu tarihte Conkbayırı'na 25 metre mesefade durdurulan düşman daha da ilerleyememiştir. Yani burası düşmanın gelebildiği son noktadır. Conkbayırı sırtlarında yapılan çarpışmalardaki toplam şehidimiz 9.200'dür. Düşmanların kaybı ise 12.000'dir.

Günümüzde burası Mehmetçik Anıt Parkı olarak düzenleme yapılmıştır. Bu alana girdiğimizde ilk olarak  tüm ihtişamıyla burada dikili olan Conkbayırı Yazıtları bizleri karşılar. Burada bulunan 5 dev yazıtta Çanakkale Savaşları'nın önemli anları ve yapılan kahramanlıklar anlatılmaktadır.

Conkbayırı Yazıtları
Conkbayırı Yazıtları
Yazıtlardan biraz daha yürüyerek ilerdediğimizde karşımıza çıkan bir alanda Üsteğmen Nazif Çakmak Mezarı, Atarürk Zafer Anıtı, Anzak Anıtı, Siperler ve Atatürk'ün Gözetleme Yeri çıkıyor. 

Üsteğmen Nazif Çakmak Şehitliği

Maraşel Fevzi Çakmak'ın kardeşi olan Nazif Çakmak, 8 Ağustos 1915'te yapılan süngü saldırısında şehit düşmüştür.

Üsteğmen Nazif Çakmak Şehitliği
Anzak Anıtı (Yeni Zellanda Anıtı)

Anzak'ların gelebildikleri son nokta ve burada başlayan Türk taaruzu sonrasında hayatını kaybeden binlerce Anzak askeri anısına dikilmiştir. 

Atatürk'ün anıtının yanında bu anıtın pek hoş durduğunu düşünmüyorum. Özellikle Anzak'ların hezimete uğradıkları bu alanda bir anıtlarının olması ve bu anıtın Atatürk Zafer Anıtı'ndan büyük olması da rahatsız edici ve bence yanlış!

Türk Siperleri

Burası düşmanın ilerlemesini durdurup süngü hücumu ile geri püskürten kahraman Mehmetçiklerimizin siperleri. Siperlerin içine girdiğinizde savaşın zorlukları hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz. Ama siperler çocuklar için eğlence demek.. Onlar bugün çok yoruldular biraz eğlenmek hakları.. :)

Siperler
Siperler

Atatürk'ün Gözetleme Yeri

Burası Atatürk'ün gözetleme yeri. Büyük Anafarta, Küçük Anafarta, Anzak Koyu, Arı Burnu gbi birçok bölgeye hakim bu tepeden Atatürk savaşın gidişatını izliyordu. 

Atatürk'ün Gözetleme Yeri

Atatürk Zafer Anıtı

Atatürk Zafer Anıtı
                 
Conkbayırı'nda ellerinden biri arkasında gözleri ile ufku tarayan Atatürk Zafer Anıtı ile karşılaşırız. 

Çanakkale Savaşları sırasında Albay olarak görev yapan Atatürk, ileri görüşlülüğü, askeri zekası ve zor anlarda ani karar verme yeteneği ile ön plana çıkmıştır. Anafartalar kumandanı olarak Çanakkale savaşı tarihine geçen Musafa Kemal milleti uğruna verdiği bu mücadelesiyle topraklarımızdan düşmanları temizlemiştir. 

Muharebeler sırasında göğsüne gelen bir şarapnel parçası saatine çarparak saatini parçalamıştır. Allah bu kahraman saat sayesinde Mustafa Kemal Atatürk'ü yüce Türk milletine bağışlamıştır. Mustafa Kemal daha sonra bu saati ordu komuttanı Liman Paşa'ya vermiştir. Liman Paşa da karşılık olarak kendi altın kaplama saatini Musafa Kemal'e vermiştir. Bu saat şu an Anıtkabir Müzesi'nde sergilenmektedir. Atatürk'ün saatinin parçalandığı yer üst üste konmuş dösrt taş gülle ile belirtilmiştir.

Atatürk'ün Saatinin Parçalandığı Yer
Conkbayırı ziyaretimizin ardından Gelibolu Yarımadası'ndaki son noktamız olan Bigalı Köyü'ne doğru hareket ediyoruz. 

Bigalı Köyü

Conkbayırı'nın eteklerinde bulunan bu kendi küçük ama tarihteki yeri çok büyük olan şirin köy Mustafa Kemal Atatürk'ün Conkbayırı'na gitmeden önceki zamanda uzunca bir süre karargah olarak kullandığı köydür. Ayrıca savaşın kahramanı 57.Alay şehit olmadan önce görev bölgelerine Bigalı Köyü içerisinden geçmişlerdir.

Köyün manevi havası insanı karşısında duygulanmamak mümkün değil. Köy'ün içerisinde Atatürk'ün kaldığı ev müzeye çevrilmiş ve o evin bulunduğu sokak Türk bayraklarıyla süslenerek mükemmel bir görüntü yaratılmıştır.

Bigalı Köyü Atatürk Sokağı
Bigalı KöyüAtatürk Evi
Bigalı Köyü Atatürk Evi - Çalışma Masası

Yorucu iki günün ardından İstanbul'a geri dönüş yoluna geçiyoruz. Hani tatlı bir yorgunluk derler ya, işte tam olarak o hakim vücudumuzda. Atalarımızı ziyaret edip onlara dua etmenin verdiği manevi rahatlık ve 200'ün üzerinde çocuğumuzu Çanakkale ile tanıştırmanın verdiği huzur paha biçilemez.

Geri dönüş yolunda otobüste Berk'in "öğretmenim bende ileride şehit olmak istiyorum" demesi, bizi duygulandırmakla beraber bugün çocuklar üzerinde ne kadar güzel bir etki bıraktığımızı kanıtlıyor. 

Bitirirken...

Bu yazıyı okuyanların buralara gitmiş gibi yaşatmam bu defa maalesef imkanız. Ben ne kadar anlatsam da bir şeyler eksik kalır. Bu yüzden imkanı olan herkesin Çanakkale'ye ilk fırsatta gitmelerini tavsiye ediyorum.

Özellikle çocuklarımızın milli şuuru kazanması, milli duyguları yaşayıp buraların havasını soluması, buradaki şartları görmesi, savaşı öğrenmesi açısından belli bir yaşa geldiklerinde kesinlikle Çanakkale'yi ziyaret etmeleri gerekiyor.

Bu milli duyguyu yaşayan çocuklar yaşları ilerledikçe okuduklarını gördükleriyle birleştirip tarihini daha iyi anlayacak, bu ülkenin geleceğinde daha duyarlı olarak söz sahibi olacaklardır.

Ve en önemlisi,

Çanakkale Geçilemedi ve Asla Geçilemeyecektir!



Çanakkale Bigalı'dan Sevgilerle...

Caner ÇELİK


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gezilerim sırasında anlık paylaşımlarımı yazılardan önce İnstagram'dan yapıyorum. Dilerseniz İnstagram Hesabımı takip edebilirsiniz. Ayrıca Facebook Sayfamdan da paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.

Yazı hakkındaki fikir ve görüşlerinizi yazının altına yorum yaparak paylaşırsanız çok sevinirim. Ayrıca bölgeye gezi planı yapacaklar sorularını paylaşabilirler. Elimden geldiğince yardımcı olmaktan zevk duyarım. Beğendiğiniz yazıları lütfen sosyal medya hesaplarınızda paylaşınız. Teşekkürler :)

Bu yazıda Çanakkale Gezi Rehberi, Çanakkale Gezilecek Yerler, Çanakkale Görülecek Yerler, Çanakkale Tarihi Yerler,  Çanakkale Gezi Yazısı, Çanakkale Gezi Notları, Çanakkale Turları,  Çanakkale Turistik Yerler, Çanakkale Otelleri, Çanakkalede Nerede Kalınır, Çanakkale Gelibolu,  Gelibolu Gezi Rehberi, Gelibolu Gezilecek Yerler, Gelibolu Görülecek Yerler,  Gelibolu Şehitlikleri Gelibolu Şehitlikler, Çanakkale Şehitler Abidesi, Çanakkale Nasıl Gidilir, Gelibolu Nasıl Gidilir, Çanakkale Şehitlikler Rehberi, 57.Alay Hikayesi, 57.Alay Bilgi, Çanakkale Savaşı Hikayeleri, Çanakkale Deniz Savaşı, Çanakkale Savaşı Anıları, Nüsrat Mayın Gemisi, Nüsrat Mayın Gemisi Hangi Gemileri Batırdı, Çanakkale Savaşı ve Atatürk, Seyit Onbaşı Hikayesi, Seyid Onbaşı Hikayesi, Seyid Onbaşı Nerede, Çanakkale Anzac Cove, Çanakkale Anzak Koyu, Çanakkale Bigalı Köyü  konularına yer verdik. Umarım beğenmişsinizdir.


Bütün Gezi Yazılarım

Takip İçin
   

5 yorum:

  1. Gülcan Koç20 Ocak 2016 22:54

    Çok güzel anlatmışsın memleketimi ama cimenlik kalesindeki geminin adını düzeltmek gerek yazıdan. Canakkale bigaliyim buaralara cokkez gittim çocukluğumdan beri ama her gittiğimde çok duygulaniyor ve gururlaniorum.
    Toprakları bol ruhları şad olsun..
    Kalemine ve emeğine sağlık caner

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim beğenmene çok sevindim.

      Sil
  2. Ellerinize sağlık. İnternette o kadar gezdim, bölgeyi sizin kadar detaylı ve özenli anlatan başka bir yazı bulamadım.
    Gerçek anlamda bir rehber oluşturmuşsunuz. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Halil bey. Görüşleriniz ve beğeniniz beni çok mutlu etti. Umarım faydalı olabilmişizdir.

      Sil
  3. Harika bir anlatım. Harika bir çalışma. Tebrik ederim gerçekten gitmiş kadar olduk.

    YanıtlaSil

En Çok Okunanlar