Doğa Yürüyüşleri ve Kamplar

Doğa ile başbaşa maceralar...

Şehir ve Kültür Gezileri

Şehirlerin tarihi ve kültürel dokusunda gezinmeceler...

Aktivite Gezileri

Eğlenceli ve adrenalinli aktiviteler...

Tarihi Geziler

Tarih kokan bölgelerde ve mekanlarda keşifler...

Sosyal Aktiviteler ve Etkinlikler

Turnuvalar, Spor etkinlikleri, fuarlar, seminerler ve buluşmalar...

Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Efes Ultra 2021 - 12k Artemis Koşusu


2020 yılında pandemi engeline takılan ilk koşu olması sebebiyle ertelenen ve dolayısıyla bu yıl koşabildiğimiz Efes Ultra, harika bir organizasyon ile gerçekleştirildi. Limit Sensin ekibini bu zor şartlarda yaptıkları kusursuz organizasyondan dolayı kutluyorum. 
Bu Yazıyı Paylaş:  Facebook Twitter Google+

12.Vodafone İstanbul Yarı Maratonu


1987 yılında ilk olarak hayata geçirilen Haliç Maratonu, 7 defa düzenlenilmesinin ardından 1993 yılında sona ermişti. 25 Nisan 2010 tarihinde bu organizasyon tekrar canlandırılarak 8. Haliç Maratonu 1.500 sporcu ile koşulmuştu. 

27 Nisan 2010 tarihinde organizasyona Vodafone'un sponsor olmasıyla bilrlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İstanbul Yarı Maratonu ismi verildi.

Bu yıl koşulan 12.İstanbul Yarı Maratonu, dünya maratonları kategorisinde ilk defa Altın Kategori'de koşularak dünyanın sayılı yarı maratonları arasına girmeyi başardı. 

***

Hava güzel, insanların enerjisi güzel. Güneşli bir pazar gününde güzel İstanbul'un tarihi yarımadasında koştuğumuz 12.İstanbul Yarı Maratonu yine çok renkli görüntülere sahne oldu. Koşunun 10 Km kategorisine değerli dostum Şehmus Kayran ve sevgili kardeşimiz Eymen ile birlikte katıldık.


Yenikapı'dan başlayan koşumuz sahilden Sirkeci'ye 5 km boyunca devam etti. Sirkeci Sahilinden geri dönüş yolu ile toplam 10 km olarak yine Yenikapı'da sona erdi. 


Çok fazla antrenman yapma imkanı bulamasak da 10 km koşusunu sorunsuz ve planladığımız derece ile tamamlamayı başardık. Güzel bir pazar gününde sporumuzu da yapmış olduk, deniz havası da almış olduk. Bu güzel günün anısına madalyalarımızı da boynumuza takınca daha bir keyiflendik.. :)


Maraton organizasyonlarının çok ayrı bir havası oluyor. Bütün stresinizi, sıkıntınızı burada koşarak atabiliyorsunuz. Koşmayı ve spor yapmayı seven herkesin en azından 10 km koşularına katılmalarını şiddetle tavsiye ediyorum. Kısacası;

Spor için koşun, sağlıklı yaşamak için koşun, keyif almak için koşun...

Koşu sonrası yaptığımız soğuma hareketlerinin ardından yumulduğumuz armut koltuklardan uzun bir süre kalkmak istemediğimiz doğrudur :)


Yenikapı'dan sevgilerle...

30.04.2017
Caner ÇELİK

Fotoğraflar : Caner ÇELİK.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yazı hakkındaki fikir ve görüşlerinizi yazının altına yorum yaparak paylaşırsanız çok sevinirim. Ayrıca bölgeye gezi planı yapacaklar sorularını paylaşabilirler. Elimden geldiğince yardımcı olmaktan zevk duyarım.

Gezilerim sırasında anlık paylaşımlarımı yazılardan önce İnstagram'dan yapıyorum. Dilerseniz sosyal medya hesaplarımdan paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.

Bu yazıda  İstanbul Yarı Maratonu, İstanbul Half Marathon, Haliç Maratonu, İstanbul Maratonu, İstanbul Yarı Maratonu 10k, İstanbul Yarı Maratonu 21k, İstanbul Yarı Maratonu Kroki, İstanbul Koşuları konularına yer verdik. Umarım beğenmişsinizdir.

Sosyal Medya Takip
   
Bu Yazıyı Paylaş:  Facebook Twitter Google+

37.İstanbul Maratonu

Tercüman Gazetesi tarafından 1973 yılında gündeme getirilen Asya'dan Avrupa'ya koşma fikri, 1979 yılında bir grup Alman turistin girişimiyle gerçekleşebildi. 1 Nisan'da yapılan ilk maratonu görenler, bunun bir 'şaka' olduğunu düşünmüşlerdi. Yıldan yıla gelişen İstanbul Maratonu'nun zirveye taşınması ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin organizasyonlarıyla sağlandı.



Böyle başladı İstanbul Maratonu'nun hikayesi.. Asya-Avrupa Koşusu olarak başlayan maratonun adı sonraki yıllarda Avrasya Maratonu olarak değiştirildi. 2013 yılında ise Avrasya Maratonu'nun adı tüm dünyada olduğu gibi, şehrin tanıtımı ve adını ön plana çıkarmak amacı ile İstanbul Maratonu olarak değiştirildi.

İstanbul Maratonu 42 km, 15 km, 10 km ve Halk Yürüyüşü (8 km) koşularını kapsamaktadır. Maraton tarihinde daha önce 6 defa Halk Yürüyüşü organizasyonuna katılmıştım. Bu yıl ise sevgili Şehmus Kayran hocamın tavsiyesi ile 15 km koşmayı kararlaştırdık. 

Halk Yürüyüşü organizasyonlarına alışık biri olarak 15 km koşma fikri ilk başta biraz zor gelse de antreman yapdıkça imkansız birşey olmadığını görebiliyorsunuz. Antreman programlarını iyi ayarladığınız, doğru koşu temponuzu yakaladığınız, beslenme düzeninizi ve dinlenme programınızı doğru uyguladığınız sürece gayet rahat koşabilirsiniz.

***

İstanbul Maratonu bu şehrinde farklı bir heyecan yaratıyor. Hergün binlerce aracın Asya ve Avrupa kıtaları arasında geçişini sağlayan İstanbul'un simgesi Boğaziçi Köprüsü'nün 364 gün boyunca yaya trafiğine kapalı olması İstanbul Maratonu organizasyonuna farklı bir boyut kazandırıyor; Asya'dan Avrupa'ya koşmak!


Her yıl bu organizasyon çok renkli görüntülere sahne oluyor. Bir çok kurum, kuruluş, dernek, sivil toplum örgütü ve her yaştan, her cinsiyetten İstanbul'lu nun katıldığı maratonda Asya'dan Avrupa'ya koşmak büyük keyif veriyor..

Özellikle engelli sporcuların azim ve gayretlerini, engelli vatandaşlarımızın ne kadar "engelsiz" olduğunu gösteren yardımsever insanları görmek ise beni gururlandırıyor. Bu ülkede böyle güzel insanların yaşadığını görmek gelecek için beni umutlandırıyor.



Her zaman olduğu gibi renkli görüntülerle başlayan 15 km koşumuz Boğaziçi Köprüsü gişelerinin 200 mtre gerisinden başlıyor. Boğaziçi köprüsü - Yıldız - Beşiktaş - Kabataş - Eminönü istikametinde devam ediyor. Eminönü galata göprüsünden Balat yönüne devam eden koşu parkuru, balat iskelesinden geri dönerek tekrar Eminönü İstanbul Ticaret Odası önünde son buluyor.


İstanbul'un muhteşem manzaraları, tarihi ve güzel insanlarının eşliğiyle devam eden koşumuz Finish noktasını görünce son buluyor. Güzel bir İstanbul Maratonu organizasyonun daha sonuna geliyoruz. Şehrimizde böyle güzel bir organizasyonun varlığı ve bu organizasyonun iki kıta arasında geçen tek maraton organizasyonu olması bizim hayatımızda hoş bir anı olarak kalıyor. Bu güzel günün anısına madalyalarımızı da boynumuza takıyoruz :)



Bu şehirde yaşayan  ya da yakın şehirlerde yaşayıp bu organizasyona katılabiliecek herkesin hayatında en az bir defa bu keyfi yaşamasını tavsiye ediyorum. İstanbul Maratonu bünyesinde özellikle engelli kişilere el uzatan yardımsever dostları da ayrıca tebrik ediyorum. 

Spor için koşun, sağlıklı yaşamak için koşun, keyif almak için koşun ve en önemlisi;

"İyilik peşinde koşun"

Caner ÇELİK

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu yazıda İstanbul Maratonu, İstanbul maratonu tarihi, İstanbul maratonu nerede, İstanbul maratonu ne zaman, İstanbul maratonuna kasıl koşulur, İstanbul maratonu halk koşusu, konularına yer verdik. Umarım beğenmişsinizdir. 
Lütfen yazıya yorum yapınız ve eğer beğendiyseniz paylaşınız. Teşekkürler :)
Bu Yazıyı Paylaş:  Facebook Twitter Google+

Kupa Vızıltısı "Vuvuzela"


Bir futbol düşkünüsünüz.. Bir Dünya Kupası keyfi yaşayacaksınız.. Koltuğunuza kuruldunuz.. Maç başladı.. ve bir ses...

 "Vızzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz"

Kuşkusuz bugünlerde birçok kişi aynı şeyi konuşuyor. 2010 Dünya Kupası keyfini bir eziyete dönüştüren bu "Vızıltı" birçok kişinin keyfini kaçırıyor. Hatta bu sese dayanamayan birçok kişi maçları dahi izlemiyor.. ya da sessiz izliyor..

Bu sesi ilk duyduğumuzda yayında problem olduğunu düşündüm.. Baktım ikinci, üçüncü maçta da devam ediyor.. Acaba dedim "bu arı, sinek, börtü, böcek vs. vızıltısı mı?" Ama o kadar sineğin orda ne işi var?

Biraz araştırınca öğrendim ki bu antipatik sesin sebebi yöresel düdükümsü alet "Vuvuzela" imiş... 90 dk. boyunca Afrikalıların bıkmadan usanmadan öttürdükleri bu sinir bozucu zımbırtı, kupanın ilk günlerinde bile tüm dünyadaki futbolseverleri kendinden soğutmayı başardı...

Peki Nedir Bu Vuvuzela?

Vuvuzela, Güney Afrika zurnası olarak kabul edilen üflemeli bir çalgı.. Aslında çalgı bile denilemez "Vızzzzzz" dan başka ses çıkarma yeteneğine sahip değil.. Herhangi bir deliği bulunmadığından, tamamen onu üfleyen kişinin ritmine ve insaniyetine dayalı olan bu alet, gereksiz bir gürültü kirliliği yapmaya çok elverişlidir.. 61 cm boyunda ve 100 gram ağırlığında ağırlığındadır.

Güçlü bir ciğer ve üfleme yeteneği isteyen vuvuzelanın çıkardığı ses, sis düdüğü ya da fil sesine benzerdir. Sinek ve arı vızıltısına da benzetilmektedir. Vuvuzela toplu olarak çalındığında çıkarmış olduğu ses yaklaşık olarak 135 desibeldir.

Vuvuzela, adını Zulu dilindeki Vuvu sözcüğünden alıyor. Vuvu sözcüğü, Türkçe'de "gürültü" anlamına geliyor. Güney Afrikalıların anlattıklarına göre Kudu adı verilen bir antilop çeşidinden yapılmakta olup (günümüzdeki modelleri plastikten üretiliyor) yüzyıllardır Afrika kabilelerin haberleşmesinde kullanılıyordu. Günümüzde ise Vuvuzela, Güney Afrika futbol kültürünün ayrılmaz bir parçası haline gelmiş..

Vuvuzela Krizi!

Bu ses canavarı FIFA’nın bile gündemine girdi. Futbol otoriteleri statlarda anonsların duyulmasını engellemediği gerekçesiyle vuvuzela’ya izin verdi. Ancak vuvuzela karşıtları ise internette “www.banvuvuzela.com” isimli bir site kurdu. Yapılan ankete katılan 82 bin kişinin yüzde 83’ü vuvuzela’nın yasaklanmasını istiyor, bu çalgının futbol izleme zevkini öldürdüğüne dair yorumlar yapılıyor..

Vuvuzela'nın Sağlığa Zararları

Vuvuzela'nın insan sağlığına bazı zararları tespit edilmiş, bu zararlardan dolayı yer yer yasaklanmıştır. Örneğin Almanya'nın Köln belediyesi Vuvuzela'yı insan sağlığına zararlarından dolayı yasaklamıştır.

İşitme cihazları üreticileri tarafından yapılan araştırma Vuvuzela'nın insan sağlığına zararlı olduğunu ortaya koymuştur. Uzmanlar 85 desibelin üzerindeki bir sesin kulak sağlığına olumsuz etkiler yapabileceğine dikkat çekiyorlar. Ayrıca 100 desibel seviyesindeki bir sese 15 dakika maruz kalmak, kalıcı işitme sorunlarının oluşması için yeterli. Vuvuzela ise 135 desibel ses çıkarır...

Valla bu Vuvuzela denilen zımbırtıya daha ne kadar dayanırız merak konusu tabiki ama, ben asıl bize değil de sahada mücadele eden 22 talihsiz futbolcuya acıyorum.. Önce onlara, sonra bize Dünya Kupası boyunca Allah sabır versin...


Caner ÇELİK
Bu Yazıyı Paylaş:  Facebook Twitter Google+

Futbol Dostluk, Futbol Kardeşliktir..


Bolu'daki son günlerimizde bugün yine Bolulu Yarenlere misafir olduk. Boluspor - Altay maçını Bolu Atatürk Stadın maraton tribününde beraber izledik. Güne damga vuran güzellik ise Bolu-Altay dostluğuydu. Görmeye alışık olduğumuz deplasman eziyeti çekmedi bugün Altay taraftarları. Boluspor taraftarlarının güzel karşılaması ve karşılıklı dostluk tezahüratları futbol sahalarında çok az rastladığımız görüntülerdi...

Maçın en güzel anlarından biri de Bolulu Yarenler grubunun küçük maskotu Emirhan'ın Altay taraftarlarına yaptığı jestti. Emirhan, her maç olduğu gibi tüm stada üçlü çektirdi ve daha sonra Altay taratarlarına doğru gidip onlara da üçlü çektirerek dostluk adına güzel bir davranış sergiledi.. Maç boyunca iki takım taraftarları da birbirlerine kesinlikle küfürlü ve kötü tezahürat yapmadılar.. Aksine Bolulu Yarenler, Altay taraftarlarını "Hoşgeldiniz" tezahüratlarıyla karşılarken, "Allaha Emanet Olun Hayırlı Yolculuklar" tezahüratlarıyla Bolu'dan İzmir'e uğurladılar... Dostluk adına çok güzel bir misafirperverlik gösterdiler..

Dostluğun bu kadar güzel yaşandığı bu karşılaşmadan Boluspor 2-0 galip ayrılarak taraftarlarını sevindirdi. Bizi de bugün trübünlerinde misafir eden tüm "Bolulu Yarenler"e birkez daha teşekkür eder, kendilerine Süper Lige yükselme mücadelelerinde başarılar dilerim...

Caner ÇELİK
Bu Yazıyı Paylaş:  Facebook Twitter Google+

Teşekkürler Yarenler


Bolu'nun tutkusudur Boluspor.. ve Boluspor'un tribündeki sesidir "Bolulu Yarenler Taraftar Grubu".. Bugün farklı bir heyecan vardı Bolu'da. Konuk ekip K.Karabükspor'du.. Haftalardır bekledikleri bu maçta tribünde ve tüm şehirde heyecan doruktaydı. Biz de bu heyecana ortak olduk bugün...

Saat 12:00'de başlayan geleneksel maç öncesi Yarenler yürüyüşü, bugün şehitlerimiz için yapıldı. Yürüyüşün ardından Bolu Atatürk Stadı'nda maraton tribününde yerimizi aldık. "Yarenler" ile birlikte Boluspor'a 90 dakika boyunca destek verdik...



Karşılaşma Karabükspor ve Boluspor'un karşılıklı golleriyle 1-1 sona erdi. Bugün bizi tribünlerine davet edip ağırlayan "Bolulu Yarenler Taraftar Grubu" üyeleri arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. 

Yazan : Caner ÇELİK
Bu Yazıyı Paylaş:  Facebook Twitter Google+

Taklit mi, Hayranlık mı?

İzmir'in şirin bir ilçesidir Menemen, testisi ve çömlek ürünleriyle ünlüdür. Cumhuriyet tarihine "Menemen Olayı" veya "Kubilay Olayı" olarak, gerici ayaklanmasında isyancılar tarafından Kubilay'ın şehit edildiği hadise ile geçmiştir Menemen...

Geçenlerde yaptığım bir Menemen ziyareti sırasında bu şirin ilçe de dolaşırken "Menemen Stadı" yanından geçiyorduk. Stad girişinde Menemenspor'un logosunu gördüğümüzde şaşkınlığımı gizleyemedim. Logo, Fenerbahçe Spor Kulübünün logosunu andırıyordu. Bu benim çok ilgimi çekti ve Acaba bu durumun Fenerbahçe ile bir ilgisi var mıdır?, Menemen Belediyespor'un Logosu neden Fenerbahçe logosuna benziyor? diye düşünürken bu işi araştırmaya başladım. Araştırdığımda durumun düşündüğümden çok daha garip olduğunu gördüm.. Halbuki benim gördüğüm logo Menemenspor'un yeni logosuymuş.. Eski logosu ise Fenerbahçe Spor Kulübünün logosunun birebir aynısı.. (Üstte gösterdiğimiz logo). Belki ilk bakışta taklit gibi görünse de ben olaya farklı bir açıdan baktım ve bu işin aslını öğrenmek istedim. Menemenspor taraftar grubundan birkaç arkadaşla görüşüp olayın şeklini şemalini iyice öğrendim. Bana bu konuda yardımcı olan Menemenspor taraftarı arkadaşlarım sevgili İsmail TAŞDEMİR ve Akın TEKİN'e çok teşekkür ederim.

1942 yılında kurulan Menemenspor'un forma rengi de Sarı-Lacivert. Renklerini de Fenerbahçe'den alan Menemenspor'un kurucuları olan Bedri Onat, Nadir Gündüz, Muhittin Hakkı, Nizamettin Bay, Saim Dinçer, Vecip Dolunay ve Halil Uyanık'da birer Fenerbahçe taraftarlarıymış. Kulüpte geçmişten günümüze dek bir Fenerbahçe sevgisi süregelmekteymiş. Fenerbahçe Spor Kulübünü ve taraftar oluşumunu sürekli olarak örnek almışlar. Bununla birlikte Menemenspor taraftarlarının çoğu, Menemenspor'un yan sıra Fenerbahçe'yi tutuyorlarmış.

Menemenspor, 1990 yılında Amatör kümeye düşmesinden itibaren 18 yıllık bir süre boyunca amatör lig'te mücadele etmiş. Ayrıca Menemenspor'un ismi 1993 yılında Yeni Menemenspor olarak değiştirilmiş. 17 Mayıs 2008 tarihinde Bilecik Bozüyük Stadında oynanan play off final karşılaşmasında Ayazağaspor ile eşleşen Y.Menemenspor karşılaşmadan 2-0 galip ayrılarak tekrar profesyonel lige yükselmiş. Profesyonel lige yükselmesiyle beraber Fenerbahçe ile birebir aynı olan logosunu değiştirmiş.


Profesyonel lige geri dönmesinin ardından Yeni Menemenspor, yeni logosunda Menemen'in simgesi "Kubilay Anıtını" kullanarak değişiklik yapmıştır. 

Yeni Menemenspor, şu an 3.Lig 2.Kademe grubunda Şampiyonluk mücadelesi veriyor. Arkasında büyük bir taraftar desteğini alarak üst ligleri hedefliyor. 

Bende Yeni Menemenspor'a başarılar diliyor ve bu yazının hazırlanması için verdikleri bilgilerden dolayı tüm Y.Menemenspor taraftarlarına teşekkür ediyoruz. 

Ayrıca bir Fenerbahçe taraftarı olduğum için Menemenspor'un bu Fenerbahçe sevgisi ve hayranlığından büyük mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. 

Menemenspor'u üst liglerde görmek dileğiyle... Sarı... Lacivert...!

Yazan : Caner ÇELİK
4 Aralık 2009
Bu Yazıyı Paylaş:  Facebook Twitter Google+

En Çok Okunanlar