Yedi Düvel Zindanından Beterdir 'Yedikule'


Gezenti-Caner-Celik-Yedikule-Gezi-Yazisi

Yedikule Uluslararası Barış Parkı'ndan herkese merhabalar... Bugun sizlere doğduğum, büyüdüğüm ve halen yaşadığım Yedikule semtini anlatacağım.

Aslında geç kalmış bir yazı oldu bu. Birçok gezi yazısının ardından Yedikule'yi yazmadığımı fark edince derhal başladım çalışmalara ve çıktım Yedikule'nin tarih kokan sokaklarına.



Yedikule sahiline geldiğinizde sizleri meşhur Yedikule Hisarı (Yedikule Zindanları) ve 2010 yılında açılan Uluslararası Barış Parkı karşılar. Burası eskiden Soğanlı Bitkiler Parkı'ydı ve ismi değiştirilerek yeni düzenlemeler yapıldı, hala da yapılıyor..

Barış'ın tohumları burada çoğalıp tüm dünyaya yayılıyor. Yazıya da bu anlamlı parktan başlamak istedim... Hemde biraz deniz havası iyi gelir diye düşündüm... :)



Yedikule'nin Giriş Kapısı "Yedikule Kapısı"

Barış Parkı'ndan Yedikule Kapısı'na doğru park içinde kuzey yönüne doğru ilerlediğimizde Yedikule Kapısı'na geliyoruz. İstanbul'u çevreleyen şehir surlarının birçok kapısı bulunur. Her kapının bölgesine ve semtine göre bir ismi vardır. Yedikule'ye girilen kapıya ismini de bu semt vermiştir. Yedikule Kapısı tek yönlü araç trafiğine açıktır.



Yedikule Kapısı'nın girişinde solda bir, sağda ise iki adet mezar bulunur. Soldaki mezarda Fatih devrinde şehit düşen bir zatın yattığı bilinir. Sağdaki mezarların ise sahibi maalesef ki bilinmiyor.



Yedikule Caddesi ve Yedikule Tramvayı

Bu kapıdan Yedikule'ye girdiğimizde aynı zamanda surların ardındaki Eski İstanbul olarak kabul edilen Tarihi Yarımada'ya (Historical Peninsula) girmiş oluyoruz. Kapının ardında bizleri Yedikule Caddesi karşılıyor. Bu cadde eski dönemin İstiklal Caddesi niteliği taşıyor. Hatta Osmanlı döneminde şehrin içerisinde planlanan atlı tramvay ağlarının bir bölümü de buradan başlıyordu. 14 Ağustos 1872 yılında Yedikule-Samatya-Aksaray hattında (3600 m.) hizmete başlayan atlı tramvay bu cadde üzerinde hizmet veriyordu.



İşte böyle başladı Yedikule'de ilk tramvay...

İlk zamanlar yolcular istediği yerlerde inip binebiliyordu. Daha sonra bu durum seyahat süresini uzattığı için 1880 yılında durak uygulamasına geçildi. Yürünerek gidilen yolların atlı tramvayla birlikte kısalması bu tramvayı kısa zamanda halkın gözdesi yaptı.

1912 yılında Balkan Savaşı'nın başlamasıyla birlikte harbiye nezaretinin at ihtiyacı olduğundan tramvaylarda kullanılan tüm atlar mecburen orduya verildi.

Şehrin tramvay hatlarına elektrikli sisteme geçmesiyle birlikte Yedikule'de bambaşka bir tramvay dönemi başladı. 17 Ekim 1914 tarihinde Yedikule-Aksaray arasındaki hatta elektrik verilmesiyle birlikte halkın gözde ulaşımı yeniden kavuşur eski günlerine.



1950'li yılların ortalarında şehir planları hazırlanıp yeni imar faaliyetlerinin başlamasıyla birlikte geniş caddelerin açılması için çalışmalar başladı. Bu İstanbul'un bazı tramvay hatlarının sona ermesine bir sebepti. 17 Temmuz 1957 tarihinde sabah işlerine, okullarına gitmek için uyanan Yedikule ve civar semt sakinleri tramvayları göremediler. O gün aldıkları Milliyet gazetesinde ise alttaki haber yayınlanmıştı.


Kısa sürede bu cadde üzerindeki raylar kaldırıldı ve Yedikule tramvay'ı anılarda ve güzel hatıralarda kaldı...

Yedikule Hisarı (Yedikule Zindanları)

Yedikule denildiğinde ilk akla gelen şeydir Yedikule Zindanları. Bizans döneminde İmparator Theodosius şehre misafir olarak gelen kralları ve yabancı devlet adamlarını ihtişamlı bir şekilde karşılamak için buraya 4 kuleli bir hisar ve Altın Kapı inşa ettirdi. Altın Kapı denmesinin sebebi ise zamanında bu kapının etrafının altınlar ile bezendiği içindir. Bu kapı uzun yıllar boyunca şehrin ana giriş kapısı olarak kullanıldı. Theodosius'tan sonra tahta çıkan oğlu 4 kuleli hisarı Altın Kapı ile birleştirdi.



1453 İstanbul'un Fethi sonrasında Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet bu hisara 3 kule daha ekleyerek bu kuleleri surlar ile birleştirdi. Bu durumda Bizans ve Osmanlı yapıları birleştirilerek güçlü bir hisar inşa edilmiş oldu. Fatih Sultan Mehmet hisarda yaptırdığı onarımlar sonrasında burada bir garnizon oluşturdu.

Mevcut dört kuleye eklenen üç kule ile 7 kuleli büyük hisara Yedikule Hisarı, bu bölgeye ise Yedikule denildi. Yedikule Hisarını oluşturan kuleler ise Genç Osman Kulesi, Hazine Kulesi, Cephanelik Kulesi, III.Ahmet Kulesi, Zindan Kulesi, Top Kulesi, Bayrak Kulesi'dir.



Yedikule Hisarı Osmanlı tarihinde pek çok amaçla hizmet vermiştir. 1458-1789 yılları arasında Hazine-i Humayun (Devlet Hazinesi) ve 1430-1800 yılları arasında Devlet Hapishanesi olarak kullanılmıştır. Sonralarda Abdülmecit döneminde 1851 yılında Hayvanat Bahçesi, 1871 yılında ise Kadın Sanat Evi olarak kullanılmıştır. Bu dönemde 400 kadının burada çalıştığı bilinir.

Burası çok uzun yıllar boyunca birçok kişinin hapsedildiği, işkencelerin yapıldığı ve katledildiği bir yer olarak ün kazanıp halk arasında Yedikule Zindanları olarak anılmaya başlamıştır. Birçok işkence aleti, çivili tahtalar, kazıklar, zincirler ve hatta mahkumların duvar yazıları günümüze ulaşmıştır. Ayrıca burada katledilenlerin kafalarının atıldığı kanlı kuyu'da bu zindanların en ürkütücü yerlerinden biridir. Bu kuyu dipten deniz ile bağlantılıdır.

Birçok devlet büyüğünün yanı sıra Osmanlı Padişahı Genç Osman'da burada katledilmiştir. Genç Osman ayrıca tahttan indirilip katledilen ilk Osmanlı padişahı olmuştur.







Yedikule Hisarı birçok tarihi değer gibi maalesef bakımsızlık ve ilgisizlik sonucu son yıllarda kaderine terk edilmiş durumdadır. 1968 yılında müze olarak ziyarete açılan hisar, 2004 yılında özel bir şirkete kiralanmıştır. O yıllarda birçok konser, tiyatro ve festival gibi organizasyonlar düzenlenmiştir. Yani Bizans ve Osmanlı döneminde acıların, tutsaklıkların, işkence ve ölümlerin başkenti olan bu mekan bir eğlence merkezi haline getirilmiştir.

Bu şirketin tarihi dokuya zarar vermesi sonucu 2011 yılı itibariyle yapılan şikayetler ile anlaşma iptal edilmiştir. Fakat Kültür ve Turizm Bakanlığı 2011 yılından beri maalesef ki Yedikule Hisarı'nı ziyarete açmayıp kaderine terk etmiştir. Buradan yetkililere sesleniyoruz Yedikule'ye lütfen hakkettiği ilgiyi gösterin..!

Zindanlara ziyaret için gidenleri maalesef ki hisarın kilitli kapıları karşılıyor. Giden herkes bu manzara ile karşılaşıp zindanların içini tahta kapının aralığından görebiliyor...



Bir Yedikuleli olarak buraya birçok defa gezmeye ve konser organizasyonu için geldim. Okulumuzun 23 Nisan törenleri bile burada yapılırdı. Hatta ve hatta İstanbul'da düzenlenen 2004 Eurovision Şarkı Yarışmasının Final Partisi de burada yapılmıştı ve bende görevli olarak bizzat bulunmuştum. Şimdi ise kapı aralıklarından bakar olduk...

Yedikule Hisarı'ndan sonra semtteki gezimize devam ediyoruz. Hisarın hemen karşısında tarihi bir cami bulunuyor...

Kürkçübaşı Hüseyin Ağa Camii





Bu cami 1613 yılında Kürkçübaşı Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmıştır. Hisara yakınlığıyla bilinen bir dönemlerin çok meşhur bir camisidir. 1871 ve 1945 yıllarında onarım görmüştür. Caminin günümüzdeki en belirgin özelliği ise sürekli olarak farklı bir renge boyanmasıdır. Acaba kararsızlık mı? değişikenlik mi? bilemedim.. :)

Uşşaki Camii



Yedikule Caddesi üzerinde ilerlediğimizde yaklaşık 200 metre ileride solda Uşşaki Camii'ni görürüz. Burası 1879 yılında Nazır Mehmed Halid Efendi tarafından yaptırılmıştır. İlk olarak Uşşaki tarikatının dergahı olarak yaptırılmış daha sonra camiye çevrilmiştir.

Cumhuriyet döneminde tekkelerin kapatılması ile birlikte Halk Evi olarak kullanılan yapı 1951 yılında yapılan onarım sonucu tekrar ibadete açılmıştır fakat orjinal halini maalesef ki kaybetmiştir. Caminin yanındaki çeşme orjinal halini korumaktadır.

Aya Konstantin Klisesi



Aynı cadde üzerinde 50 metre ileride sağda bulunan rum ve ortodoks kilisesidir. I.Konstantin'in annesi Helena için yaptırdığı kilisenin tam yapılış tarihi belli olmamakla birlikte çok eski bir yapı olduğu bilinmektedir.

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethi sonrası Karaman'dan gelen rumları burada iskan ettirmiş ve kilisenin onarılmasını sağlamıştır. Bu yüzden bir dönem burası "Karamanlılar Kilisesi" olarak da  anılmıştır.

1689 yılında çıkan yangın sonrası kilisenin onarılması maddi olanaksızlıklar yüzünden çok uzun sürmüştür. Kilisenin görkemli çan kulesi 1903 yılında yapıya eklenmiştir.


İmrohor Anıtı İlyasbey Camii (St. Studios Manastırı Hagios Ionnes Prodromos Bazilikası)

Uşşaki Camii'nin hemen karşısındaki sokaktan girdiğimizde karşımıza büyük ve aynı zamanda yıkık bir yapı çıkar. Burası Bizans dönemine ait İstanbul'un en eski yapılarından biridir. V.Yüzyılda inşa edilen manastır kurucusundan dolayı "Studios" olarak anılmıştır. Bu manastır Bizans döneminde önemli bir dini merkez olarak kullanılmıştır.





Latin istilası döneminde büyük bir yıkıma uğramış olan yapı tarih boyunca çeşitli onarımlar görmüştür. Bu görkemli yapı Sultan II.Beyazıd'ın imrohoru (padişahın ahırlarına bakan kişi) İlyas Bey tarafından 1486 yılında camiye çevrilmiştir. Osmanlı döneminde şehrin en büyük camilerinden biri olarak hizmet vermiştir.

Daha sonra 1782 yangını ve 1894 depreminde büyük zarar görmüştür 1908 yılında çatısı çökünce çürümeye terk edilerek günümüze bu haliyle ulaşmıştır.

***

İmrohor Anıtı İlyasbey Camii'nin hemen arkasındaki sokak bizi İstasyon Caddesi'ne çıkarır. Burası 5 yıl önce bizden alınan ve bir daha da geri verilmeyen trenlerimizin uğradığı Yedikule Tren İstasyonu'nun olduğu kısımdır. Burası sahil yoluna paralel olup alçak ve birçok kısmı yıkık olan surların hemen arkasında denizi izlemeyebilmeniz mümkündür. 

Bu arada biz Yedikuleliler trenlerimizi çok özledik!



Yedikule'nin özellikle İmrohor ve İstasyon Caddesi bölgelerinde birçok rum evlerini görmek mümkün. Ahşap ve cumbalı evler burada görülen en çok türlerdir. Ayrıca semtte hala birçok gayrimüslim yaşamaktadır. Yedikule'deki dostluk ve komşuluk ilişkileri geçmişten günümüze kadar eksilmeden devam etmektedir.

Son yıllarda her yerde olduğu gibi Yedikule'de göç alıp göç vererek nüfusu oldukça değişkenlik göstermiştir. Buna rağmen Yedikule halkı birbirine bağlılıktan asla vazgeçmemiştir.

Tarihi ve birçok kültürün izleriyle işlenmiş sokaklarını gezerken bu sokağa göz atmadan geçmek olmaz. Bizim güzel Yedikule'mizde böyle güzel bir sokağımız da var. Burası Gençağa Sokağı...


Sahil ve İstasyon Caddesi'nin ardından Yedikule Zindanları'na doğru geri dönüyoruz. Hisarın sahil kısmında son dönemlerde birçok kişinin takdirini toplayan ve yaptıkları başarılı organizasyonlarla hayvanseverleri biraya getiren Yedikule Hayvan Barınağı'nı gezmekte fayda var.

Yedikule Hayvan Barınağı



2001 yılında açılan ve 8000 m2 alan üzerine kurulu Yedikule Hayvan Barınağı 3.000'e yakın köpek bulunduruyor. Burası Sn. Meral Olcay'ın çabalarıyla kurulmuş ve Fatih Belediyesi'nin verdiği destekle gelişmiş bir hayvan sevgisi yuvası. Buraya İstanbul'un bir çok yerinden ziyaretçiler hayvanlar ile iç içe olabilmek için geliyorlar. Özellikle çocuklar burada hayvan sevgisini, hayvanlara dokunmayı öğreniyorlar. Başta Meral hanım olmak üzere burada görevli olan tüm gönüllüleri tebrik etmek gerekiyor.





***

Yedikule Hayvan Barınağı'ndan sonra Yedikule'deki gezimize devam ediyoruz. Sıradaki durağımız Yedikule'nin bir başka sur kapısı Belgrad Kapı...

Belgrad Kapısı



Burası yaklaşık 700 yıl boyunca kapalı kalan bir kapıdır. Hatta Bizans döneminde buraya "Kapalı Kapı" deniliyordu. Kapı 1886 yılında aşağısında bulunan Balıklı Rum Hastanesi'ne ulaşımı kolaylaştırmak için tekrar açılmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Belgrad'ın fethi sonrasında Belgrad'tan getirilen esirlerin bu bölgeye yerleştirilmesinden dolayı bu kapıya "Belgrad Kapı" adı verilmiştir. Bu esirlerden su yollarından anlayanlar ise Belgrad Ormanları bölgesine yerleştirilmiştir. Belgrad Ormanları'nın adı da aynı mantıkla verilmiştir. Böylece Belgrad esirleri İstanbul'un iki ayrı noktasına isimlerini vermişlerdir.

Burası diğer kapılara göre daha yeni görünümlü bir kapı. Her yıl 29 Mayıs tarihinde İstanbul'un Fethi'nin yıl dönümü resmi kutlamaları burada yapıldığı için çok detaylı bir restorasyon çalışması yapılmış durumda.



Surların ön kısmında meşhur Yedikule Bostanları yaşatılmaya çalışıyor. Burada yetiştirilen Yedikule Marulu çok ünlüdür.



Ayrıca fetih sırasında top atışları ile dövülen surlara sıkışmış bir top hala surların duvarlarında duruyor.



Belgradkapı'dan içeri girdiğimizde sağ tarafımız Yedikule, sol tarafımız ise Silivrikapı semtleri oluyor. Biz sağ taraftan devam ediyoruz ve biraz ileride Fevziye Küçük Efendi Camii'ni görüyoruz.

Fevziye Küçük Efendi Camii



Fevziye Küçük Efendi Camii, 19.yüzyılın başlarında Ayasofya vaizi Nakşi Feyzullah Şükrü Efendi tarafından yaptırılmıştır. Feyzullah Efendi'nin oğlu "Küçük Efendi" lakabıyla tanınan Mehmed Abdürreşid Efendi tarafından 1825'te tekke yeniden inşa edilmiş ve kütüphane eklenmiştir. Daha sonra ilave edilen selamlık, çeşmeler ve derviş hücreleri ile küçük bir külliye meydana gelmiştir.

Çevre duvarı Osmanlı padişahı II.Mahmud tarafından yenilenmiş ve bir çeşme eklenmiştir. Elips şeklindeki orta mekan mihrab ve giriş tarafındaki çıkıntılarla genişletilmiştir.

1925 itibariyle sadece cami olarak kullanılmış, 1957'de çıkan yangın sonrasında ahşap iç kubbesi ve çatısı tamir edilmiştir.

Hacı Evhadüddin Camii (Hacı Evhaddin)



Kasapbaşı Hacı Evhaddin tarafından 1573 yılında Mimar Sinan tarafından yaptırılan bir külliyedir. Hacı Evhaddin Camii içerisinde tekke, hamam, derviş hücreleri ve iki adet çeşme bulunur. 1850 yılında cami onarım görmüştür. Bu tarihte camiye şadırvan ilave edilmiştir.

1920 yılında çıkan yangında cami büyük hasar görmüş ve çinileri de çalınmıştır. 1945 yılında yeniden onarım gören caminin tekke ve derviş odaları Kur'an kursu haline getirilmiştir.

Cami 3300 m2 alana sahiptir. Çatısı ve cemaat yeri ahşaptır. Yapının sağında bulunan tek şerefeli süslü bir minaresi bulunur. Minare üzerinde çiçek motifleri bulunmaktadır. Minarenin bu zarif haline bakılınca Mimar Sinan'ın eseri olduğu anlaşılmaktadır.





Caminin biri Hacı Evhaddin Caddesi'ne, diğeri de Hacı Evhaddin Çeşmesi sokağa açılan iki kapısı mevcuttur. İki kapının yanında da birer çeşme bulunmaktadır. Hacı Evhaddin Camii Yedkule'nin en önemli ve en büyük camisidir. Ayrıca Yedikule'deki Mimar Sinan'a ait tek yapıdır.

***

Hacı Evhaddin Camii'ni de gezdikten sonra Yedikule gezimizin sonuna geliyoruz. Yedikule'yi bu kadar anlatıp meşhur Safa Meyhanesi'nden bahsetmemek olmaz.





Burası Yedikule Caddesi üzerinde sağ tarafta bulunan İstanbul'un en eski (1948) ve en meşhur semt meyhanelerinden biridir. Ferah ortamı, yüksek tavanları, dost personeli ve dekoruyla hemen kendini belli eder. Duvarlarındaki hepsi ağzına kadar dolu olan rakı şişesi dekorları da insanı rakı tüketimine sevk eder :) Semt sakinlerinin yan sıra birçok müdavimi mevcuttur. Birçok ünlünün de uğrak yeridir.

Ayrıca birçok sinema filmine, dizilere, reklam filmlerine ve kliplere ev sahipliği yapmıştır. Örneğin Cem Yılmaz ve Şener Şen'in meşhur Av Mevsimi filminin meyhane sahneleri, yine Şener Şen'in oynadığı Kabadayı filminin ilk başlangıcındaki meyhane sahnesi, Yeni Rakı firmasının Hep Yeni Kal isimli ünlü reklamı, Deniz Seki'nin Masal isimli şarkısının klibi burada çekilmiştir.









Burada rakı içme keyfini yaşamış biri olarak kesinlikle tavsiye ettiğim bir mekan. Fakat hafta sonları ha diyince gelebileceğiniz bir yer değil burası. 1 hafta önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor...

Safa Meyhanesi : (0212) 585 55 94 www.safameyhanesi.com

***

Yazımızın sonuna gelirken gezi yorgunluğumuzu Elit Cafe'de yorgunluk çayı içerek atıyoruz. Daha 2 ay önce açılmasına rağmen Yedikule halkının benimsediği sıcacık ve tertemiz bir mekan. İlhami bey ve Nagihan hanımın Yedikule'mize kazandırdığı bu mekan için kendilerine teşekkür ediyor ve bol kazançlar diliyoruz. 




Bugün Nereleri Gezdik? 


Yedikule Gezisi Rotası

Powered by Wikiloc

Yedikule İstanbul'un Neresindedir? :

Yedikule İstanbul'un Fatih ilçesine bağlıdır. Tarihi yarımada'nın güney sahil şeridinde bulunur. İstanbul'un kara surlarının güney başlangıç noktasıdır.


Yedikule'ye Ulaşım :

Yedikule'ye otobüsle ulaşmak isteyenler 80 Yedikule-Eminönü, 80T Yedikule-Taksim, 80B Yedikule-Beyazıt hatlarını kullanabilirler.

Dolmuş ve minibüs ile ulaşmak isteyenler Aksaray-Yedikule, Bakırköy-Yedikule, Topkapı-Yedikule dolmuş ve minibüs güzergahlarını kullanabilirler. 

Marmaray ile ulaşmak isteyenler ise Marmaray Kazlıçeşme durağını kullanabilirler. Kazlıçeşme durağı Yedikule Kapısı'na 3 dakika yürüme mesafesindedir.

***

"Yedi Düvel Zindanından Beterdir Yedikule" diye başlık atmıştık yazımıza. Bu sözler ünlü müzik grubu Yeni Türkü'nün Yedikule isimli şarkılarına ait.

Evet gerçekten yedi düvelin bütün zindanlarından betermiş Yedikule... Ama güzel insanları, tarihi dokusu gezmeye, görmeye, yaşamaya değer...


Yazıya katkılarından dolayı Yedikule semt sakinlerimize Yedikule'm Grubuna, Yedikule.Org web sitesine ve Elit Cafe'ye teşekkür ederim.


Yedikule'den Sevgilerle...

Caner ÇELİK

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gezilerim sırasında anlık paylaşımlarımı yazılardan önce İnstagram'dan yapıyorum. Dilerseniz İnstagram Hesabımı takip edebilirsiniz. Ayrıca Facebook Sayfamdan da paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.

Yazı hakkındaki fikir ve görüşlerinizi yazının altına yorum yaparak paylaşırsanız çok sevinirim. Ayrıca bölgeye gezi planı yapacaklar sorularını paylaşabilirler. Elimden geldiğince yardımcı olmaktan zevk duyarım. Beğendiğiniz yazıları lütfen sosyal medya hesaplarınızda paylaşınız. Teşekkürler :)

Bu yazıda Yedikule Tarihi, Yedikule Gezilecek Yerler, Yedikule Görülecek Yerler, Yedikule Tarihi Yerler, Yedikule Rehberi, Yedikule Gezi Rehberi, Yedikule Gezi Yazısı, Yedikule Nerede, Yedikule İstanbul'un Neresinde?, Yedikule Ulaşım, Yedikule'ye Nasıl Gidilir?, Yedikule Zindanları, Yedikule Zindanları Tarihi, Yedikule Zindanları Nerede, Yedikule Hayvan Barınağı, Yedikule Hayvan Barınağı Nerede, Yedikule Hayvan Barınağı Nasıl Gidilir, Yedikule Safa Meyhanesi, Yedikule Ünlü Meyhane konularına yer verdik. Umarım beğenmişsinizdir. 
Lütfen yazıya yorum yapınız ve eğer beğendiyseniz paylaşınız. Teşekkürler :)

Bütün Gezi Yazılarım

Takip İçin
   

9 yorum:

  1. Erdoğan Tezcan16 Mart 2016 16:40

    Çok güzel bir çalışma....ince ayrıntılara dikkat edilerek hazırlanılmış bir YEDİKULE BELGESELİ...olmuş...emeğine sağlık..

    YanıtlaSil
  2. Ayfer Şimşek Küzün16 Mart 2016 16:41

    Şahane bir belgesel.uzaktanda olsa biraz özlem giderdim.Hacı ehvaddin camiinin Mimar Sinana ait olduğunu şimdi öğrendim.Hacı ehvaddinli olarak biraz ayıp oldu ama öğrenmemek ayıp...kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Ayfer hanım. Önemli bir semtimiz ve çok önemli yapılar var. Ben elimden geldiğince yazıda anlatmaya çalıştım.

      Sil
  3. yaaa bende bir Yedikuleli olarak bayıldım yazına maalesef geçen sene taşındık Beylikdüzüne .Fakat hala gözümde tüter ve sık sık gelirim. Yedikuleli olmak bir başka orayı bırakmak kolay olmuyor. Zindanlarda ramazan etkinlikleri olurdu hiç kaçırmazdık fakat artık izin almadan gezemiyoruz ,zaten bakımsızdı iyice bakımsız oldu ..

    YanıtlaSil

En Çok Okunanlar