Çıktım Belen Kahvesi'ne Baktım Ovaya

               
Hepimizin bildiği ve belkide defalarca duygulu bir şekilde söylediğimiz ünlü "Ormancı" türküsü.. Muğla'nın sevimli Çaybükü Köyü'nün yürek burkan hikayesidir bu türkü.. ve bu yürek burkan hikayenin ev sahibidir "Belen Kahvesi".. Bu hikayeyi yazının sonunda sizlerle paylaşacağım.

Yıllardır gittiğim Ege yolculuklarında hep o 'Belen Kahvesi' tabelasını görüp merak ederdim. Ana yoldan 8 kilometre içeri giremedim hiç. Her geçişimde oradan acaba ne zaman Belen Kahvesi'ne çıkıp o ovaya bakacağım diye sorardım kendime. İşte oraya çıkmak bu yaz sonu kısmet oldu.
Muğla - Yatağan yolu istikametinde Bayır köyünü geçtikten hemen sonra Belen Kahvesi 8 km yazılı bir tabela görünür. Bu tabeladan içeri doğru girdiğinizde ilk önce düz bir köy yolunda ilerlersiniz ve sonrasında Bahçeyaka köyüne ulaşırsınız. Köy içinden Belen Kahvesi tabelalarını takip ederek ilerlediğinizde sizi virajlı bir yol karşılar. Bu yoldan ilerlediğinizde Çaybüküköyüne ulaşırsınız.
Belen Kahvesi bu köyü tepeden gören manzaralı bir noktaya kurulmuş. Arabalarıyla gelenler için geniş bir otopark mevcut ve buradan kahveye yaklaşık 3-4 dakika yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Bu yürüyüş esnasında sizleri köyün sakinleri karşılıyor ve açtıkları tezgahlardan hediyelik eşya ve çeşitli baharatlar başta olmak üzere birçok şey satın alabilmeniz mümkün.
Belen Kahvesi'ne geldiğinizde buranın otantik ortamına hemen kaptırıyorsunuz kendinizi.. Buranın harika manzarasından o ovaya bakarken kahvenizi yudumlamak çok büyük bir keyif.. Ayrıca burası türkünün hikayesini de içinde yaşatıyor insana.. Kahvenin içerisindeki maketler ve Ormancı türküsünün baş kahramanlarının tanıtıldığı tablolara bakarken geçmişe dalıp gidiyorsunuz..


                                                                                                                                          
Tabi bu hikayeye dalıp giderken maket amcaların Dama oyununa da ortak oluyoruz.. :) Aslında bu orjinal bir fikir değil, buraya gelen herkes hemen hemen aynı şeyleri yapıyor.. :)
Belen Kahvesiyle alakalı diğer bir komedi ise buraya herkes kapıdan girer girmez "Çıktım Belen Kahvesineeee" diye türküyü söylemeye başlıyor. Yani Kahve'de geçirdiğiniz süre boyunca bu türküyü farklı ağızlardan onlarca defa dinleyebilirsiniz. Hatta siz de ara ara farkında olmadan türküyü söylemeye başlayabilirsiniz.. :)
Dönelim yine konumuza.. Belen Kahvesi şu an özel bir işletme olarak hizmet veriyor. Gözleme çeşitleri bol ve çok lezzetli.. Kahvesi ve çayı müthiş.. Hele bir tostu var ki.. Hayatımda yediğim en lezzetli tostu burada yedim desem inanın abartmış olmam.. Üstelik fiyatlar da gayet uygun. Yani burası ticari bir işletmeden daha çok gerçekten bu hikayenin anısına saygı duyularak işletiliyor.
Çıkmışken Belen Kahvesine ovaya bakmadan olur mu? O ovanın manzarası eşliğinde yiyoruz gözlememizi, tostumuzu ve içiyoruz tavşan kanı çaylarımızı.. Hava da yavaştan kararmaya başlıyor. Köy yolunun aydınlatması olmadığından karanlığa kalmak pek istemiyoruz ve ayrılıyoruz bu güzel otantik mekandan..
Rotamız Didim..

ORMANCI TÜRKÜSÜ HİKAYESİ

Muğla'nın Yatağan ilçesine bağlı Gevenes köyünde (günümüzdeki adı Çaybükü) Mustafa Şahbudak adın da, 1922 yılında bir efe doğar. Babası ağadır, dolayısıyla Mustafa da bir ağa çocuğudur. Mustafa hiddetli bir kişiliğe sahiptir. Köy Muhtarı Tevfik Cezayirli en yakın canciğer arkadaşıdır. Herkes bu ikilinin arkadaşlığına gıpta ile bakar Neredeyse her akşam köy kahvesinde bu iki arkadaş dama maçı düzenlerler iddialı ve dostça yapılan bu karşılaşmalar, kahvedekiler tarafından ilgi ile izlenir. Çünkü bu olayların mükafatını, izleyiciler almaktadır. 1946 yılı, Temmuz ayının sıcak bir gününde bu arkadaşlığa kan damlar, öfke seli karışır. Uğursu hadise cezaevinde sonuçlanarak, elli beş yıldır söylenegelen bir drama dönüşür.Sıcak bir temmuz günü Mustafa Şahbudak, her zamanki gibi yine köy kahvesi ne gider. O sırada kahveye Muhtar Tevfik Cezayirli'yi görmeğe, Yatağan ilçe Milli Eğitim Müfettişi ile tahsildar gelmiştir. Muhtar olmadığı için misafirleri her zaman olduğu gibi, Mustafa Şahbudak ağırlama görevini üstlenir. İki misafiri alıp yemeğe götürür. Döndüklerinde Muhtar'ı kendilerini bekler görürler. O gün iki misafirden izin isteyip, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında orman memuru, Mehmet İn, çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu olan Çiftlik köyünde yangın olmuştur. 1946 seçimlerinin evrakları Yatağan'a gönderilecektir. Seçim evrakını Yatağan'a, köy bekçisinin götürmesi zorunludur. Ormancı ise, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için, bekçiyi Muhtar'dan ister. Muhtar:
-Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem der. Bunun üzerine Ormancı ile Muhtar arasında, bir tartışma başlar. Muhtar en sonunda:
-Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et, der.

Ormancı kahveye girip tekrar geri döner, gelir. Dama masasını bir yumrukta darmadağın eder. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve Ormancı'ya bir tokat atar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, adamı alıp sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı oradan bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak'ın tahammül sınırını daha da zorlar. Yerinden kalkar, Ormancı'nın üzerine yürür. Ormancı Mehmet'in, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak'ın sol kolunun pazısından yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak Ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. İşte ne olursa, o an olur!


Muhtar, Ormancı'nın ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa Bey tetiği çoktan çekmiştir... Ormancı bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. ikinci atış üzerine Mehmet in, yere düşer.


Arka cebinde tabaka olduğu için, ona hiç bir şey olmaz. Bu arada ne yazık ki, Mustafa Şahbudak, kaza kurşunu ile dostu Tevfik'i vurur. O günlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik'i, tahta bir sal üzerinde Muğla devlet hastahanesine götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey'e:


Babamın selamı var, bu adamı iyileştir. der.

Veli Bey:

-O ölecek, önce senin kolunu saralım. der. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa'yı yanına çağırarak:

-Ben ölüyorum hakkını helal et. der.

Mustafa:

-Hayır, sen ölmeyeceksin! derken ağlamaya başlar. Aslında orada herkes efelerin ağlamadığını bilir. Ancak Mustafa, arkadaşının bu durumuna dayanamamıştır.


Gerçekten de biraz sonra Tevfik, hayata gözlerini kapar. Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için polise teslim olur, Bu olay üzerine dört yıl ceza yer. Ceza. evindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak Ormancı'ya kini gittikçe artar. Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Ormancı, tayin ister. Kavaklıdere Orman Müdürlüğüne atanır. Aslen Marmarislidir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında, kendi memleketi olan Marmaris'te ölür.

Mustafa Şahbudak cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğla merkeze yerleşir.


Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşını Muhtar Tevfik Cezayirli'yi tek kurşunla öldürdüğünde arkada yirmi beş yaşında bir eş ve üç çocuk bırakır. Muhtar'ın eşi Pembe, bu acıya dayanamayınca birkaç yıl sonra aklı dengesini yitirir. Oğlanın biri İzmir'e yerleşir. Diğer oğlanla kız, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam etmekteler.


Yıllardır her şeyi unutmaya çalışan Mustafa'ya bir gün arkadaşları, Tahir Usta adında bir değirmenciden bahsederler. Bu değirmenci, annesinin akrabasıdır. Değirmenci Tahir Usta aynı zamanda türkü de bestelemektedir. İşte Gevenes köyünde yaşanan bu acı olay da bu kişi tarafından bestelenmiştir. Düğünlerde okunan, herkesin diline düşen türkü ''Ormancıdır.'' Bir gün, radyodan duyduğu bu türkü ile unutmak istediği olayları, tekrar yaşar gibi olur. Radyoyu kapatır, bu türküden çok incinmiştir.


Ormancı türküde Ormancı adı ile, Mustafa Şahbudak ise ''Bay Mustafa" adı ile yer almıştır.


Ormancı Mehmet'in bir anlık sarhoşluğunun musibetini, yıllarca pişmanlık duyarak ve memleketinde barınamayarak ödedi demek yanlış olur. Çünkü o türkü yaşadığı müddetçe kötü adam olarak anılacaktır ve tarihe öyle geçecektir.


ORMANCI TÜRKÜSÜ
Çıktım Belen kahvesine baktım ovaya
Bay Mustafa çağırdı, dam oynamaya,
Ormancı da gelir gelmez, yıkar masayı,
Söz dinlemez Ormancı, çekmiş kafayı
Aman Ormancı, canım Ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Gevenes' in ortasında, değirmen döner,
Değirmenin suları, dağından iner,
Ormancı'ya atılan kurşun, Tevfik' e döner,
Tevfik' in feryatları, yürekler deler,
Aman Ormancı, canım Ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Gevenes' in suları hoştur içmeye,
Üstünde köprüsü var, gelip geçmeye,
Tevfik' imi vurdular, hiç mi hiç yere,
Yazık ettin Ormancı, köyün iki gencine
Aman Ormancı, canım Ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Caner ÇELİK
Fotoğraflar : Caner ÇELİK, Süleyman BAŞTOR, Ebru BAYKAL
01.10.2013



----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gezilerim sırasında anlık paylaşımlarımı yazılardan önce İnstagram'dan yapıyorum. Dilerseniz İnstagram Hesabımı takip edebilirsiniz. Ayrıca Facebook Sayfamdan da paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.

Yazı hakkındaki fikir ve görüşlerinizi yazının altına yorum yaparak paylaşırsanız çok sevinirim. Ayrıca bölgeye gezi planı yapacaklar sorularını paylaşabilirler. Elimden geldiğince yardımcı olmaktan zevk duyarım. Beğendiğiniz yazıları lütfen sosyal medya hesaplarınızda paylaşınız. Teşekkürler :)

Bu yazıda Ormancı Türküsü, Ormancı Türküsü Sözleri, Ormancı Türküsü Hikayesi, Ormancı Türküsü Nerede Geçer, Ormancı Türküsü Muğla, Aman Ormancı Türküsü, Belen Kahvesi, Belen Kahvesi Nerede, Çıktım Belen Kahvesi'ne Baktım Ovaya, Belen Kahvesi Nasıl Gidilir, Belen Kahvesi Muğla'dan kaç km   konularına yer verdik. Umarım beğenmişsinizdir.

Bütün Gezi Yazılarım

Takip İçin
   

0 Yorum:

Yorum Gönder

En Çok Okunanlar