Doğu'nun İncisi 'Van'


Uzun zamandır bir yerlere gitmediğim için doğal olarak gezi yazısı da yazamıyordum.. Bu kadar uzun aranın ardından rotayı da biraz uzaklara çevirdim.. 25-28 Ekim 2013 tarihleri arasında 3 günümü Doğunun incisi Van'da geçirdim..

Kardeşimin vatani görevini Van - Erciş'te yapmasıyla birlikte ona bir ziyaret farz olmuştu. Bu ziyareti ise onun doğumgününe denk getirerek ona güzel bir moral olalım dedik. 25 Ekim öğle saatlerinde İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından Van'a doğru uçmaya başladık.. Yaklaşık 75 dakikalık bir yolculuk sonrasında Van Gölü'nün üzerinden alçalmaya başladık..
Bizim Göl dediğimize bakmayın orada Van Gölü'ne Van Denizi diyorlar. Çünkü gerçekten bir tarafından baktığınızda ucunu bucağını göremiyorsunuz. Bunu ilk olarak dakikalarca Van Gölü üzerinde uçup hala Van'a ulaşamadığımızda çok net anlamış bulundum.. :)
                                                                
Van Gölü Üzerinde..

Akşamüstü saatlerinde Van Ferit Melen Havalimanı'na indik. Aynı anda Ankara'dan gelen babamlarla da buluşup servise binerek Erciş'e doğru hareket ettik. Van şehir merkezi ile Erciş arası 90 km uzaklıkta ve yaklaşık olarak 1 saat 15 dk sürüyor. Erciş'e ulaştığımızda hava kararmıştı ve doğruca kardeşimin görev yaptığı birliğe gidip onu evci çıkararak 2 günlük özgürlüğüne kavuşturduk :)
Vakit daha geç olmadan hemen otelimize yerleşerek yorgunluğumuzu atıp kardeşimle hasretimizi giderdik.. Erciş'te kaldığımız Safa Otel'e ilk vardığımızda çok güzel karşılandık. Odalar tertemiz ve tam bir ev ortamı yaratarak aileler için çok uygun hale getirilmiş şirin bir oteldi. 2011'de Erciş'te meydana gelen büyük deprem felaketinden sonra bölgenin hemen hemen tüm oteller yıkılmış ve felaketten sonra hasarsız şekilde ayakta kalan nadir otellerinden biriymiş Safa Otel. Bir turizmci olarak bunları araştırmak ve sizlerle paylaşmak da boynumun borcudur.. :)
Yol yorgunluğu var tabi.. Uçağı sırtımızda taşımadık ama ne de olsa 825 mil yol gitmişiz (Foursquare'in yalancısıyım) yoruluyor insan.. Yatıp dinleniyoruz..
***
Ertesi güne erken başladık. Bugünümüzün tamamını Van'ı gezmeye ayırdık. . Kahvaltımızı yapmadan otelden ayrıldık çünkü kendimizi meşhur Van Kahvaltısı'na sakladık.. İlk işimiz bir araba kiralayıp vakit geçirmeden Van'a doğru yola çıkmak oldu.. Van'a geldiğimizde saat 11:00 civarıydı.
Bilmediğimiz bir coğrafyaya geldiğimiz için turist konumundaydık ve bugün yapacağımız gezide rehberliğimizi burada yaşayan arkadaşım Gülperi Özgökçe yapacaktı. İlk önce Gülperi ile buluşup hasret giderdikten sonra karnımızda çalan zil sesleri derhal kahvaltı yapmamız gerektiğini bize hatırlattı. Hemde "Meşhur Van Kahvaltısı" :)
Van'da "kahvaltıcılar sokağı"diye bir yer var ve şehrin en ünlü kahvaltı salonları burada bulunuyor. Biz de Gülperi'nin tavsiyesiyle Sütçü Kenan Kahvaltı Salonu'na gittik.

Van kahvaltısı masamıza birer birer serpildiğinde aslında biraz hayal kırıklığına uğradım. Ben daha fazla yöresel tat beklerken masamıza gelen ürünler ülkemizin herhangi bir yerinde herhangi bir yere kahvaltıya gidildiğinde ya da evlerimizde yaptığımız kahvaltılarda tükettiğimiz ürünlerden çok fazla farkı yoktu. Bu anda "Van Kahvaltısı" değerinin aslında biraz ticari abartma olduğunu anladım.. Ama yine de bir şehrin bir "Canavar" ile anılacağına "Kahvaltısı" ile tanınması bizim kültürel değerlerimizi açısından çok daha doğru olacağı fikrindeyim. Bu konuda biraz balonlaştırılmış bile olsa Van Kahvaltısı'nı desteklerim.. :)
Biraz bilgi verelim o zaman Van Kahvaltısı hakkında..
Tarihi Van Kahvaltısının kökleri 1947'ye dayanıyormuş. Yani o kadar da tarihi değil. Bir girişimci "Süt Evi" adı altında bir salon açmış. İlk Van kahvaltısında mönüde Süt, çay, bal, otlu peynir ve tahin pekmez varmış. Daha sonraları yöresel lezzetlerden süzme yoğurt, karakovan balı, yöresel kavut bu mönüye eklenmiş. 1970'lerde ise et ürünleri katılarak (Sucuklu ya da Kavurmalı yumurta) kahvaltı zenginleştirilmiş. Bunların yanında klasik zeytin, beyaz peynir, domates, salatalık ve lavaş.. Bu mönüde ilginizi çeken sadece "Kavut" olacaktır.
"Kavut" nedir diye merak edenler için ; Yağ, tavada eritildikten sonra kavrulmuş buğday dövülmüş haliyle yağın üzerine dökülür. 1 dk sonra hazır hale gelir. 

"Sütçü Kenan" buranın en iyisi.. En azından buradaki en iyi kahvaltı salonuna gelip, en iyisini gördüğümüz için içimiz rahat.. Van kahvaltısı "aha da budur" diyebiliyoruz.. Her ne kadar bizi çok fazla tatmin etmese de Gülperi "sen bide bizim evdeki Van kahvaltısını gör" diyor ve bizi başka bir zaman için kahvaltıya davet ediyor. Van "Ev" Kahvaltısı sözünü almanın rahatlığıyla kahvaltımızı bitirip şehri gezmek için yol alıyoruz..
İlk önce yürüme mesafesinde olan Rus Pazarı'na gidiyoruz. İstanbullular bilirler, bizim Kapalıçarşı'nın minyatürü diyebiliriz burası için. Buradan birçok ihtiyacınızı karşılamanız ve sevdikleriniz için hediyelik eşya alışverişleri yapmanız mümkün. Şehir içinde gezerken birşey dikkatimi çekiyor.. Adım başı kuyumcu!
Dükkanlar şöyle sıralanıyor : Kuyumcu, Kuyumcu, Büfe, Kuyumcu, Telefoncu, Kuyumcu, Kuyumcu, Büfe ve yine Kuyumcu.. :)
Şehrin içini yürüyerek biraz keşfettikten sonra asıl merak ettiğimiz yerlere doğru aracımızla yola çıkıyoruz. İstikamet Akdamar Adası..
Akdamar Adası, Van'ın Gevaş ilçesinin karşısındaki van Gölü'nün en büyük adasıdır. Üzerinde bulunan dünyaca ünlü "Akdamar Kilisesi" bu adaya ismini verir. Akdamar Kilisesi yörede hüküm süren Vaspurakan hanedanınca, Kral I. Gakik tarafından M.S. 915-921 yılları arasında Mimar Keşiş Manuel'e yaptırılmıştır.

Akdamar Adasındaki Surp Haç kilisesi, Kudüs'ten İran'a kaçırıldıktan sonra 7. yüzyılda Van yöresine getirildiği rivayet edilen Hakiki Haç'ın bir parçasını barındırmak maksadıyla Kral I. Gagik'in emriyle 915-921 yıllarında Mimar Manuel tarafından inşa edilmiştir. Adanın güney doğusuna kurulmuş olan kilise, mimari açıdan Ortaçağ Ermeni sanatının en parlak eserleri arasında sayılır. Kızıl andezit taşından inşa edilmiş olan kilisenin dış cephesi, alçak rölyef şeklinde işlenmiş zengin bitki ve hayvan motifleriyle ve Kutsal Kitap'tan alınma sahnelerle bezenmiştir. Kilise bu özelliğiyle de Ermeni mimari tarihi içinde eşsiz bir konuma sahiptir.

Kilise merkezi kubbeli, dört yapraklı yonca biçimli haç planında olup kırmızı kesme tüf taşlarıyla inşa edilmiştir. Kilisenin dış cephesi, alçak rölyef şeklinde işlenmiş zengin bitki ve hayvan motifleriyle ve Kutsal Kitap'tan alınma sahnelerle bezenmiştir. Kilise bu özelliğiyle de Ermeni mimari tarihi içinde eşsiz bir konuma sahiptir.


Tarihçi Anne R. Redgate, 'The Armenians' adlı kitabında, Ermeni Kralı Gagik'in bu kiliseyi yaptırmak için bütün civar medeniyetlerin saraylarından mimar ve ustalar getirdiğini yazıyor. (Redgate, bu sebeple Akdamar Kilisesi'nde Bizans, Sasani, Abbasi ve Türk mimari izlerinin de bulunduğunu vurguluyor.)


                                                                                                                           
Van'dan Gevaş yaklaşık 30 km uzaklıkta. Gevaş'a geldiğinizde Akdamar Adası'na geçmek için küçük tekneler mevcut. Havaların iyi olması halinde 15 dakika arayla adaya tekne seferleri düzenleniyor. Bu konuda bizim şansımız hiç iyi gitmedi ve hava bi hayli soğuktu ve maalesef tekneler yeterli yolcu kapasitesine ulaşmadığı için sefer yapamadı. Biz de Akdamar Adasını ve Kilisesini karşıdan görmekle yetinebildik.. :(

Gevaş'tan çıktıktan sonra bugünkü gezimizin son durağı olan "Van Kalesi"ne doğru yola çıkıyoruz. Van Kalesi zaten şehir merkezine çok yakın ve Van'a geldiğinizde kesinlikle gidilmesi gereken bir yer.
Van Kalesi, Urartu Krallığı tarafından kütle halindeki taştan yaptırılan ve Urartu başşehri Tuşpa'yı kuş bakışı gören bir istihkam yapıdır. Van Gölü kıyısında olup, Van şehrine 5 km uzaklıkta bulunan bu kale sarp bir kayalık üzerine inşa edilmiştir. Yapı 1800 m uzunluğunda, 120 m genişliğinde ve 80 m yüksekliğindedir. Kale MÖ 9. yüzyılda Lutipri'nin oğlu Sarduri tarafından MÖ 840-MÖ 825 tarihleri arasında kurulmuştur. Çok sayıdaki bu tür istihkamlara şimdiki Ermenistan, Türkiye v İran'da rastlanır. Genellikle bu tür yapılar yeryüzüne çıkmış kayalarda ve yamaçların içinde yapılır. Bu tür kaleler genellikle yabancı ordulara karşı koymak için değil, bölge kontrolü için kullanılır. Van şehri eteklerindeki bu yapının harabeleri onun duvarlarının Orta Çağda yapıldığını destekler.

Kaleye çıkış biraz yorucu diyebiliriz. İlk başlarda ben burayı bir nefeste çıkarım diyorsunuz ama biraz zaman geçince fotoğraf çekme bahanesiyle kendinize ufak molalar yapmak zorunda kalıyorsunuz.
Yukarı çıktıkça manzara da güzelleşiyor. Van Kalesinden bütün şehri ve gölün uçsuz bucaksız olduğunu görebiliyorsunuz.
Kalenin en üst zirve noktasında ise halen aktif durumda olan bir camii var ve müthiş bir konuma sahip. Burada göle ya da şehre arkanızı verip çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.



                                                                                                                                       
Kale gezimizi de tamamladıktan sonra artık geri dönüşe geçme zamanımız geliyor. Hava yavaş yavaş kararıyor ve Gülperi ile vedalaşıp ayrılıyoruz. Akşam olduğunda Erciş'e geri dönüyor ve günün yorgunluğunu yine otelde atıyoruz.
***
Son günümüzü Erciş'te geçiriyoruz. Depremden sonra aslında buranın pek keyfi kalmamış. Üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen depremin izleri hala mevcut. Yıkık ve çatlak binalar, yıkılan binaların yarattığı boşluklar hala doldurulamamış. Bugünümüzü genelde alışveriş ile geçiriyoruz. Erciş'in çarşısında gezerken bir de ne görelim ;Fenerbahçe Çay Evi!
Beni tanıyanlar ne kadar iyi bir Fenerbahçeli olduğumu bilir. Burayı görür görmez içim kıpır kıpır oldu ve hemen burada bir çay içmem gerekti.. :) İstanbul'dan bu kadar uzakta Fenerbahçe sevgisinin bu kadar güzel yaşatılması çok hoşuma gitti ve anladım ki Fenerbahçe seviliyor Erciş'te..
Akşam saatlerinde artık kardeşimle ayrılış vaktimiz geliyor. Onu birliğine teslim ediyoruz, biz de otelimize geri dönüyoruz. Ertesi gün de İstanbul'a yolculuk var.. Güzel bir doğu gezintisinden sonra kürkçü dükkanına geri dönüyoruz..


Ercis-Fenerbahce-Caner-Celik
Erciş'ten Sevgilerle..

Van ziyaretimiz boyunca bizleri yalnız bırakmayan, bize rehberlik yaparak daha keyifli zaman geçirmemizi sağlayan değerli arkadaşım Gülperi ÖZGÖKÇE'ye, Havaalanı transferlerimi ve araç kiralama konusunda bizlere çok yardımcı olan ve bölge hakkında çok yararlı bilgiler veren Naim Turizm Seyahat Acentası sahibi Kadir abiye ve bizlere her konuda yardımcı olan Erciş esnafına teşekkür ederim..

Caner ÇELİK
28.10.2013

Fotoğraflar : Gülperi ÖZGÖKÇE, Caner ÇELİK
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gezilerim sırasında anlık paylaşımlarımı yazılardan önce İnstagram'dan yapıyorum. Dilerseniz İnstagram Hesabımı takip edebilirsiniz. Ayrıca Facebook Sayfamdan da paylaşımlarımı takip edebilirsiniz.

Yazı hakkındaki fikir ve görüşlerinizi yazının altına yorum yaparak paylaşırsanız çok sevinirim. Ayrıca bölgeye gezi planı yapacaklar sorularını paylaşabilirler. Elimden geldiğince yardımcı olmaktan zevk duyarım. Beğendiğiniz yazıları lütfen sosyal medya hesaplarınızda paylaşınız. Teşekkürler :)

Bu yazıda ÇVan Gezilecek Yerler, Van Görülecek Yerler, Van Turistik Yerler, Van Gezi Rehberi, Van Rehberi, Van Tarihi Yerler, Erciş Gezi Rehberi, Erciş Gezilecek Yerler, Erciş Görülecek Yerler, Van Gezi Notları, Van Akdamar Kilisesi Van Akdamar Adası, Akdamar Adası Tarihi, Akdamar Adası Bilgi, Ahtamara, Erciş Otelleri, Van Otelleri  konularına yer verdik. Umarım beğenmişsinizdir.

Bütün Gezi Yazılarım

Takip İçin
   

0 Yorum:

Yorum Gönder

En Çok Okunanlar